"..... ALLAH size güçlük çıkartmak istemez, Ancak O sizi Tertemiz / Ak pak/Arı duru kılmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister, Umulurki şükredersiniz "

2 Ekim 2007 Salı

başörtüsü (sarık) çorap üzerine mesh meselesi

Konu ile ilgili bulduklarımı aşağıya aktarıyorum

ALLAH CC bizlere merhamet etsin.


Soru:Çorap üstüne mesh yapılabilir mi?

Cevap:Ayağa giyilen çorap üzerine mesh yapılabilmesi için, onunla normal insan yürüyüşü ile, en az bir fersah (üç mil) yol yürümek mümkün olmalı, bağsız olarak ayakta durabilecek ölçüde kalın ve sık olmalı, suyu aldığı takdirde altına geçirecek derecede ince olmamalı ve altı deri gibi tabanlı veya üst ve altı deri olmalıdır. Çoraplar kıl ve pamuktan olması açısından bir fark yoktur. (1)
1-İbn-ü âbidîn. C:1, S:269,270

İmam-ı Âzam'a göre, çorap sık ve kalın, altı da deri gibi tabanlı olur ve kendisi ile üç mil mesafe yürümek mümkün olursa üzerine mesh câizdir.
İmameyn'e (İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed) göre de çorap deri gibi tabanı olmasa bile kalın ve sık olursa üzerine mesh câizdir.
İmam-ı Âzamdan rivayet olunduğuna göre hastalandığında çorapları üzerine mesh yapmış ve:''insanları men' ettiğim şeyi yaptım'' demiş ve bu sözü âlimler delil olarak alarak imamın, imameyn'in görüşüne döndü şeklinde yorumlamış tır.
İmameyn'in delili, Ebu Musa El-Eşârî'den rivayet olunan:''Peyğamber (sallallahü aleyhi vesellem) çorapların üzerine mesh etti.'' (2) Hadisidir.
2-Ebû Dâvûd; Tahâret, 61

İmam-ı Âzam bu rivayeti çorapların tabanlı veya üstü ve altı deri ile kaplı olmasıyla yorumlamıştır.
Rivayette gelmiştir ki; Hz.Ebu Bekir, (radıyallahü anh) Hz. Enes, (radıyallahü anh) ve Hz. Ali (radıyallahü anh) çoraplar üstüne mesh etmişlerdir. (3)
3-Mebsut. C:1, S:102

Çorapların üzerine meshin câiz olması hakkındaki görüş de âlimler (HANEFİ ALİMLERİ) imameyn'in görüşüyle amel edilmesine hükmetmişler ve:''fetva bu görüş üzerinedir'' demişlerdir. (4)
4-Tahtâvî; S:103

BURADA HANEFİ MEZHEBİNİN SİSTEMATİĞİNDE İMAMEYNİN YERİNE/ÖNEMİNE BİNAEN ALTTAKİ AKTARMAYI YAPMAK GEREK OLDU GALİBA

İMAMEYN: İki imam yani Hanefi Mezhebinde imâm-ı Azam'ın öğrencileri Ebû Yûsuf ile Muhammed'i dile getiren deyim. Aynı anlamda Sahibeyn (iki Arkadaş) deyimi de kullanılır.
* * * *
Ebû Yûsuf
'un adı Yakub b. İbrahim Habib el-Kufî el-Ensârî'dir. Kufe'de, 113/731 yılında doğdu.


Hadis ilminde Hafız olduktan sonra Ebû Hanife'nin öğrencileri arasına katıldı. Onun koyduğu usulü benimseyerek "mutlak müctehid" payesine ulaştı. Abbasî halifelerinden Harun er-Reşid döneminde Baş Kadı (Kâdı'l-Kudât) oldu.

İslâm tarihinde bu paye ile anılan ilk hukukçudur. 182/798 yılında Bağdat'da öldü.
* * * *
imâm Muhammed'in tam adı, Ebû Abdullah Muhammed b. Hasan h. Ferkad el-Şeybanî'dir. 132/749 yılında Vâsıt'ta doğdu. Hocası Ebû Hanife'nin ölümü üzerine öğrenimini Ebû Yusuf'un derslerine devam ederek sürdürdü.


Üç yıl kadar imam Mâlik'ten (ö. 179/795) ders aldı. Harun er-Reşid döneminde Rakka ve Horasan kadılıklarında bulundu. 189/805 yılında Rey'de öldü.

Eserleri ile Hanefilik'in sistemleşmesinde önemli rol oynadı imâm-ı A'zam Ebû Hanife'nin görüş ve ictihadlarını kitapları ile tesbit ederek sonraki kuşaklara aktardığı için "Hanefi mezhebinin nâkili" olarak ün kazandı.

İmameyn ya da Sahibeyn olarak anılan Ebû Yûsuf ile İmam Muhammed, Hanefi mezhebinin sistemleşmesinde ve yayılmasında en önemli paya sahiptirler.

İmam Muhammed Zahirü'r-Rivaye olarak anıları kitaplarında İmam-ı A'zam'ın hemen hemen tüm fetva ve ictihadlarını bir araya getirdi.
Mezhep görüşünde başlıca belirleyici olan bu kitaplar Hanefîlik'in gelecek kuşaklara aktarılmasında da başlıca etken oldu.
Uzun yıllar Kâdı'l-Kudâtlık yapan Ebû Yusuf ise hem Hanefilik'in resmi mezhep olmasında, hem de eserleri ve atadığı hanefî kadılar aracılığı ile bu mezhebin yayılmasında etkili oldu.
İmameyn, İmam-ı A'zam'ın usulü içinde hareket etmekle birlikte, zaman zaman ondan farklı ictihadlarda da bulundular.
Üç müctehidin ictihadlarının çelişmesi durumunda mezhep görüşünü İmam-ı Azam'ın ictihadı belirler.
Ne var ki bu kural kazaya (yargı) ilişkin konularda bozulur.
Kazaya ilişkin konularda tecrübeli olduğu için bu alanda mezhep görüşünü Ebû Yusuf'un ictihadı belirler.
* * * *
İmam-ı Azam'ın ictihadı karşısında İmameyn'in ictihadlarının birleşmesi durumunda ise, mezhep görüşünü İmameyn'in ictihadları temsil eder.

İmameynin görüşleri bir konuda ittifak ederse fetva bu görüşe göre verilir ve buna “ve bihî yüfta/yani fetva bu görüşe göredir” şeklinde ifade edilir. İmam Muhammed b. Hasan, büyük mezhep imamı İmam Şafii’nin hocasıdır ve İmamı Maliktende 3 sene ders almıştır.
* * * *

Hz. Mugîre'nin rivayetinde:''peyğamber (sallallahü aleyhi vesellem) abdest aldı ve çoraplarının üstüne mesh etti.'' denilmiştir (5)
5-Ebû Dâvûd; Tahâret, 61 (159) Tirmizî, Tahâret, 74 (99), Tahtâvî, S:103

Buraya kadar yapılan izah fakihlerin hadislerden çıkardığı hükümlerdir. Hz.Muğire'den rivayet edilen hadisi her ne kadar Ebu Davud zayıf görse de, Tirmizî, hadisin hasen olduğunu belirtmektedir. (6)
6-Bakz. Tirmizî; Tahâret,74 (99)

Tahtavî Hz.Muğire'nin hadisini delil olarak zikretmiştir. Yine hadisi aynı râvi zinciriyle İbn-i Mâce ve farklı râvi zinciriyle Taberânî rivayet etmiştir: ''Peygamber (sallallahü aleyhi vesellem) abdest alırken çorapları ve pabuçları üzerine mesh etmiştir'' Tahtavi'de pabuçları kaydı yoktur.

Ebu Davud, Abdurrahman Bin Mehdi'nin Muğire (radıyallahü anh)'den bu hadisi rivayet etmekten kaçındığını söylemektedir. Çünkü; Hz.Muğire yoluyla Peygamber (sallallahü aleyhi vesellem)'den gelen meşhur rivayet, Peygamber (sallallahü aleyhi vesellem)'in mestleri üstüne mesh ettiği hakkındadır. Menhel yazarı bu sözü reddederek:''Hz. Muğire'nin bir defa peygamber (sallallahü aleyhi vesellem)'i mestleri üzerine mesh ettiğini görünce bunu rivayet etmiş, diğer bir zamanda da çoraplar üzerine mesh ettiğini görmüş ve bunu rivayet etmiştir.'' diyerek Abdurrahman Bin Mehdi'nin bu konudaki çekincesinin gerekçenin bu şekilde reddedildiğini söylemiştir. (7)
7-El-Menhel; C:2, S:136

Ebû Davûd çoraplar üzerine mesh eden sahabilerin Ali Bin Ebû Talip, İbn-i Mes'ûd, Berâ bin Âzib, Enes Bin Malik, Ebû Ümâme, Sehl Bin Sa'd, Amr Bin Hureys (radıyallahü anhüm) olduğunu belirtmekte ve rivayete göre Ömer Bin Hattâb ile İbn-i Abbas (radıyallahü anhüm) de çorap üzerine mesh ettiklerini söylemektedir. (8)
8-El-Menhel; C:2, S:138

Ebu Musa El-Eş'ârî'den rivayet olunan hadisi İbn-i Mâce, Beyhâkî ve Tahâvî râvi El-Muallâ'ya isnad ederek rivayet etmişlerdir. Hadis şu şekildedir: ''Resulullah (sallallahü aleyhi vesellem) abdest aldı da çoraplarına ve pabuçlarına mesh etti. Ravi El-Muallâ kendi rivayetinde dedi ki:''Ben Ebu Musa'nın: 've pabuçlarına' dediğini bilirim başka türlü dediğini bilmem.'' (9)
9-İbn-ü Mâce; Tahâret, 560

El-Muallâ'nın:''ve pabuçlarına dediğini bilirim'' sözünü İbn-i Mâce:''bazı alimlerin 'çoraplar ve pabuçlar üzerine' ifadesini 'altına deri geçirilmiş olan çoraplar üzerine' diye te'vil edenleri rededmek için söylemiştir, demiştir. Çünkü; hadisin lafzı bu te'vilden uzaktır.'' demektedir. (10)
10-El-Menhel; C:2, S:137

Yalnız, hadis râvi zincirinde geçen İsâ Bin Sinan'ın sika olmadığını, zayıf olduğunu Ahmed İbn-i Muîn, Ebu Zur'â ve Nesâi belirtmektedirler. Yahya Bin Muîn ise İsâ'yı sika saymakta ve El-İclî'de İsâ'yı zarasız addedmektedir. (11)
11-El-Menhel; C:2, S:137

Yine Ahmad İbn-i Hanbel'de çorap üzerine meshi câiz görmüştür. Dayandığı deliller; sahabiler ve açık kıyastır. Çünkü çoraplar ve meshler arasında hükmü değiştirecek kuvvetli bir fark yoktur. Bu görüş İshak, İbnü'l Mübarek, Sevrî, Saîd Bin Cübeyr, Saîd Bin El-Müseyyeb, İbrahim En-Nehâî, Hasan-ı Basrî ve diğerlerinden rivayet edilmiştir. (12)
12-El-Menhel; C:2, S: 139

Mâlikîlere göre de çorabın mesh edilebilmesi için alt ve üstünün deri ile kaplı olmasını şart koşmuşlar ve delil olarak ta çorap üzerine gelen hadisleri göstermişlerdir. Şâfîî'lerde çorabın üstüne mesh edilebilmesi için altı deri olmasını şart koşmamışlar ard-arda yürümeye dayanıklı olmasını ve su geçirmeyecek ölçüde sık olmasını şart koşmuşlardır. (13)
13-El-Fikh'ül İsâmî ve Edilletühu; Vehbe Zuhaylî C:1, S344
- - - -
ABDEST ALIRKEN EŞARBIN ARKA KISMINDAN SAÇLARIMIZI MESH EDEREK ABDEST ALABİLİRİZ...

- - - -
İbn Hazm; Muhallâ isimli eserinde(69) çoraplar üzerine mesh işini, isimlerini zikrettiğimiz bazı kişilere dayandırmıştır. Muhallâ'nın ibaresi şöyledir:
"İster Mest, ister çorap olsun, topukların üzerine çıkmış olması şartıyla, ayaklara giyilmesi helâl olan herşey üzerine mesh sünnettir.
Abdestli olarak giyildiği zaman; Mukîm için bir gün, bir gece (24 saat), müsafir için geceleri ile beraber üç gün (72 saat), çorap üzerine mesh caiz görülmüştür. Bu müddetlerden fazla için mesh helâl olmaz."...
İbn Hazm, çoraplar üzerine mesh hadislerini tahrîc ettikten sonra dedi ki; "Seleften bir topluluk, çoraplar üzerine meshin cevazına hükmetmiştir. Sonra; Ka'b b. Abdullah'a isnad edildiğine göre Kâb; Ali b. Ebî Tâlib'in (K.V.) bevl ettiğini, sonra na'linleri ve çorapları üzerine meshettiğini gördüm, demiştir. Ve İbn Ömer'in; Çorapları ve na'linleri üzerine meshettiğini Ebû Cülâs rivayet etmiştir. Ve ismail'in, babasından rivayetine göre babası; Berâ b. Azib'in çoraptan ve na'linleri üzerine meshetti-
(69) El-Muhallâ, 2/80 58
ğini gördüm demiştir. Ve Ebû Mesûdi'l-Bedrî'den, Haris b. Hemmâm b. İbrahim'in rivayetine göre Ebî Mesûdi'l-Bedrî; Çorapları ve na'linleri üzerine meshederdi. Ve Âsimi'l-Ah vel'den rivayete göre O; Enes b. Mâlik'in çorapları üzerine meshettiğini gördüm demiştir. Ve îbn Ömer'den rivayete göre O şöyle demiştir; Ömer b. El-Hattâb bir Cum'a günü bevletti, sonra abdest aldı ve çorapları ve na'linleri üzerine meshetti ve insanlara Cum'a namazını kıldırdı. Ebû Mesûd'dan, Ebû Vâil'in rivayetine göre; Ebû Mes'ûd, kıl'dan yapılmış çorapları üzerine mes-hetrniştir. Ve Yahye'l-Bekkâ'dan rivayete göre O; İbn Ömer'in "çoraplar üzerine mesh, mestler üzerine mesh gibidir." dediğini işittim, demiştir."(70)
SAHÂBE'NİN BÜYÜKLERİNDEN - Rıdvânullâhi a-leyhim- VE ONLARDAN SONRAKİLERDEN RİVAYET OLUNAN HADİSLER
"İnce olsalar da çoraplar üzerine mesh'in cevazı konusundadır."
Mühezzeb şerhinde İmam Nevevî demiştir ki; ince olsa da, çoraplar üzerine meshin cevazını, Hz. Ömer ve Hz. Ali'den
(70) Bu rivayetlerin tamamını Abdiir'razzâk ve İbn Ebî Şeybe ve Beyhakî musaııneflerinde nakletmişlerdir. Abdur'razzâk; r. 745-773,777,779-781, 782, İbn Ebî Şcybe: 1/188, Beyhakî: 1/285.
59
(R.A.), Şafiî meslektaşlarımız hikaye etti. Ve yine bunlar, çoraplar üzerine mesh'in cevazını Ebû Yûsuf tan, Muhammed' den, İshak'tan ve Dâvûd'dan naklettiler. Sonra Nevevî dedi ki; ince olsa da, çorap üzerine mesh'i mubah görenler, Peygamberimiz, "çorapları ve na'linleri üzerine meshetti" şeklindeki Muğîre hadisini delii getirdiler ve Ebû Musa'dan da bunun benzeri, merfu' olarak rivayet edilmişti. Nevevî'nin kelâmı burada son bulmuştur. Bu rivayetde, daha önceki görüşe ziyade olarak, "Çorap ince olsa da mesh caiz olur" görüşü Sahabe tarafından açık olarak söylenmektedir. Selefin bundan önceki rivayetinin ıtlakından anlaşılmış olsa da, durum bir kez daha açıklanmıştır. Zira, mutlaklarda aslolan, onu kayıtlayan bir hüküm gelinceye kadar, ıtlakı üzere hamlolunmasıdır. Bir delil kendisini tahsis e-dinceye kadar, âmmın hükmünün bakî olması da böyledir. İmam İbn Hazm'ın bu konudaki görüşünü İhtiva eden îzah şekli ileride ele alınacaktır (ALLAH rahmet eylesin ve ondan hoşnud olsun).

İbn Cüreyc'ten rivayete göre o demiştir ki; Ata'ya dedim ki, çoraplar üzerine meshoîunurmu? Cevaben dedi ki; Evet, çoraplar üzerine, mestler üzerine meshettiğiniz gibi meshcdiniz. İbrahim Nahaî'den rivayete göre o da; Çoraplar üzerine mesh'te bir mahzur görmezdi. Ve Fazl b. Dükeyn'den rivayete göre o; A'meşe "çoraplar ayaklarında geceleyen kişi mesheder mi?" şeklinde soru sorulduğunu işittim. Ameş de evet dedi, demiştir. Katâde demiştir ki; Hasen ve Hilâs b. Amr, mesh konusunda çorapları, mestler mertebesinde görürlerdi. Sonra, Tabiîn'den Saîd b. Cübeyri ve Nâfı'i de saydı(75) (Bilahare İbn Hazm dedi ki) bu görüş; Süfyân-i Sevrî'nin, Hasen b. Hayy'in, Ebû Yûsuf ün,
(74) İ'lâmu'l-Mııvakkim. 1/69.
(75) Bu görüşü îbn Ebî Şeybc; Saîd b. El-Müseyyebten, Saîd b. Cübeyr'den, Nâfi ve İbrahim'den rivayet etmiş ve Atâ'da çoraplar üzerine mesh, mestler üzerine mesh derecesindedir, demiştir (1/189) (Elbânî

Yine Muğîre b. Şu’be (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.) çorap ve ayakkabısı üzerine meshederdi.” (Ebû Dâvûd, Tahara:62; İbn Mâce, Tahara: 88)

Tirmîzî: Bu hadis hasen sahih demiştir. İlim adamlarından bir kısmının görüşü de böyledir. Sûfyân es Sevrî, İbn’ül Mübârek, Şâfii, Ahmed, ve İshâk bunlardan olup; “Ayakkabı gibi sağlam ve tabansız da olsa çoraba meshedilir” demişlerdir. Bu konuda Ebû Musa’dan da hadis rivâyet edilmiştir.

Tirmîzî: Salih b. Muhammed et Tirmîzî’den işittim. Ebû Mukatil es Semerkandî’den işittiğini söyledi ve şöyle dedi: “Vefat ettiği hastalığı günlerinde Ebû Hanife’nin yanına girdim su getirtti abdest aldı ayaklarında çorap vardı, çoraplarına meshetti ve şöyle dedi: Daha önce yapmadığım bir işi bugün yapıyorum sağlam tabanı olmadığı halde çoraplarımın üzerine meshettim.”


yukarıda zikredilen deliller ışığında çoraplar üzerine mesh etmek caizdir ve iman ehline kabul etmek düşer.

bazı kardeşlerimizin,abdestli iken giydikleri çorabın üzerine (delilleri bilmelerine rağmen) takva adı altında yada kalbim rahat etsin diyerek,çoraba mesh etmekten imtina ettiklerini duyuyoruz, bunu yapmak hoş birşey değil ve nehyolunan bir ameldir,zira peygamber s.a.v .... ALLAH CC tan en çok korkanınız ben olduğum halde,bazılarına ne oluyorda benim yapmakta olduğum şeylerden imtina ediyorlar....... uyarısına muhatap düşme durumu vardır

selam ve dua ile

- - - - -

Ya eyyühellezine amenu( Ey iman edenler ) iza kuntüm iles salati( namaza kalktığınız zaman ) fağsilu( yıkayın ) vücuheküm( yüzlerinizi )ve eydiyeküm ilel merafiki( dirseklere kadar ellerinizi ) vemsehu( ve meshedin )bi ruusiküm( başlarınızı ) ve ercüleküm ilel ka'beyn( ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı )..



Bakınız ayet gayet açık Meshedin kelimesinden sonra iki bölge söyleniyor ve arada ve bağlacı var...
Yani meshedilmesi gereken iki bölge aynı anda söylenmiş ve bağlacı ile
Bu şuna benzer
gitsin Ahmet , gelsin Ali ve Ayşe..
Bu cümleden ne anlarsanız yukarıdaki ayetten de onu anlamamız gerekir.
Gelelim bayanlar için Başörtüsüne erkekler sarık ya da başlığa mesh edebilirler mi? herikisi de çıplak ayağa, çoraplara ya da temiz ayakkabılara mesh edebilirler mi sorularına:
Kur'an'da ayaklara mesh etme emri verildiğinde ayakların çıplak olması gibi bir şart getirmemektedir. Mesh ıslak elle dokunmaktır. Meshin tek işlevi Sembolik bir anlamının olmasıdır. Dolayısıyla ellerimizle çıplak kelimizi ya da saçlarımızı ya da takkemizi ya da başka bir başlığımız olduğu Başımızı meshetmemiz yeterlidir. Aynı şey ayaklarımız için de geçerlidir.
İslam Tarihi kaynaklarında ve sahih hadis rivayetlerinde Çoraplar üzerine mesh yapıldığına dair bol miktarda sahih hadis vardır. Bu konuda Hadis Ehli Selefi müfessirlerden Kasımi'nin bir risalesi mevcuttur. Ayrıca son dönem hadis Alimlerinden Prof.Dr. Hayri Kırbaşoğlu ve Musa Bağcı'nın
"Namazların Birleştirilmesi ve Çorap ve Başörtüsüne Mesh Problemi" (İlahiyat Yayınları 2002) isimli kitabında ilgili tüm hadisler incelenmiş ve genel sonuç yakalanmaya çalışılmıştır.
Abdest alınırken çoraplara ve başörtüsüne mesh edilebilir.

Ayrıca Prof.Dr. Hayreddin Karaman'a sorulan "Sarık üzerine meshetmeye kıyasen başörtü üzerine mesh edilebilinir mi?" sorusuna Karaman şu cevabı vermektedir:
Meshetme konusunda Hanefî mezhebi oldıkça dardır. Diğer mezheplerde gerek ayağa giyilen mest, pabuç, çorap vb. şeyler üzerine ve gerekse başa örtülen, sarılan sarık, başörtüsü vb. üzerine meshetme konusunda genişlik ve kolaylık vardır. Hz. Peygamber' in (s.a.v.) sarık üzerine meshettiğine dair sahîh hadîsler vardır. Muhterem eşleri Ümmü-Seleme annemizin de başörtüsü üzerine meshettiği, İbn Hazm'ın Muhallâ isimli eserinde kaydedilmiştir (II, 60). Yine İbn Hazm, başa bağlanan ve sarılan şeyler üzerine meshetme konusunda erkek ile kadın arasında bir farkın bulunmadığını söylemiştir (II, 58 ).
Hadîslerde "sarık ve başörtüsü" açıkça zikredilmiş ve bunların üzerine meshedildiği açıklanmıştır. Sahîh ve mânâsı apaçık hadîsleri, şu veya bu sebeple tevil etmenin anlamı yoktur. Sarık ve başörtüsü üzerine meshetmenin câiz olmasının gerekçesi kolaylıktır. Din zorluk istemez, kolaylık olsun, müslümanlar zahmet çekmesinler diye meshetmeye izin verilmiştir. Bugün başını örtmüş, düzenli bir şekilde başörtüsünü yerleştirmiş bir bayanın, saçlarını meshetmek için onu açması, çıkarması, erkeğin sarığını açması kadar, hattâ bazan daha da zordur. Ayrıca erkeğin başı, saçı avret değildir, açıp başkasına gösterebilir, kadınınki ise avrettir, başkalarının görmesi ve onlara gösterilmesi câiz değildir. Şu halde hem kolaylık bulunduğu hem de haramdan kaçmayı sağladığı için -gerektiğinde- kadının başörtüsü üzerine meshetmesi elbette câiz olacaktır. Bağlantıhttp://www.hayrettinkaraman.net/yazi/hayat/0381.htm

Ayrıca Prof.Dr. Faruk Beşer Kendisine sorulan
03.10.2004 tarihinde Necla Günaçar sordu. 369 defa okundu

Mestlerin altına çorap giymek: Ben ramazan umresine gidiyorum. Orda kolaylık olsun diye ayağıma mest giymek istiyorum. Mesti çorabın üzerine giyebilir miyim? Yoksa çorapsız mı giymeliyim? sorusuna şöyle cevap vermiştir:
Mest, bilindiği gibi ayağa giyilen giysinin adıdır. Mesh ise, abdest alırken onun üzerine elin sürülmesidir. Ayağı topuklarla beraber kapatan her giysi mest olabilir. Biraz kalınca bir çorap dahi mest olabilir ve abdestte onun üzerine de mesh yapılabilir.

Mest olarak giyilen bir şeyin altında çorap olması ya da olmaması farketmez. Üstüne bir şey giyilmesi ya da giyilmemesi de farketmez. Yeter ki meste pis maddeler bulaşmış olmasın. Buna göre, temiz tutmak şartı ile mesela, asker botları, ya da onlara benzer ayakkabılar üzerine de meshedilebilir.
http://www.farukbeser.com/tr/cevapoku.asp?id=214 Şeklinde cevap vermiştir.


- - - -


adınların Başörtüsü Üzerine Meshi Problemi

Kaynakları tetkik ettiğimizde, bu konuda fazla bir bilginin bu­lunmadığını görüyoruz. Konuyla ilgili bilgiler es-Serahsî (öl:483/ l090)'nîn meşhur eseri el-Mehsut ile İbn Kudame (öI:620/l223)'nin el-Muğni'sinde özet olarak mevcuttur.

Hanefiler, yukarıda izah ettiğimiz gerekçelerden yola çıkarak sarık üzerine meshi caiz görmedikleri gibi, kadınların başörtülerine meshetmelerine de cevaz vermemektedir. Bu görüşlerini ise Hz. Aişe kanalıyla rivayet edilen bir habere dayandırmaktadır. Bu riva­yette Hz. Aişe elini başörtüsünün altına sokup başını meshetmiş ve şöyle demiştir:

Rasulullah bana böyle yapmamı emretti." Hanefiler bu tatbikatı gözönünde bulundurmak suretiyle her ne kadar başör­tüsü üzerine meshedilmenin caiz olmayacağını söylüyorlarsa da onlar bu konuda katı bir tutum sergilemekten uzak durmaktadırlar. Onlara güre bir kadın başörtüsüne meshedecek olursa ıslaklık başa nüfuz etmelidir. Taki başın dörtte biri ıslak olsun.[130] Görüldüğü gibi Hanefiler başörtüsü çıkarılmadan onun üzerine meshedilmesini öngörmek suretiyle burada tolerans göstermiş olmaktadırlar.

Hanbelî mezhebinin ileri gelen VI. ve VII. asır alimlerinden İbn Kudame el-Muğril adlı eserinde kadınların başörtülerine meshetmeleri konusunda iki görüşün bulunduğunu zikretmektedir.

Birinci görüş şu şekildedir:

İbn Munzir'e göre kadınların başör­tülerine meshetmeleri caizdir. Zira Hz. Peygamberin eşi Ummu Se­leme başörtüsüne meshederdi. [131] Diğer taraftan Hz. Peygamberin mestlere ve örtüye "hımar" meshetmeyi emrettiği rivayet edilmek­tedir. Bu örtü (başörtüsü) başa mutad olarak giyilen bir giysidir. Onu her zaman çıkarmak zordur. Başörtüsü bu konuda sarıkla ay­nı işlevi görmekte ve ona benzemektedir.

İkinci görüşe göre kadınların başörtülerine meshetmeleri caiz değildir. Zira İmam Ahmed b. Hanbel'e kadınların başörtülerine nasıl meshedecekleri sorulduğu zaman o, "başörtüsünün üstünden değil, altından meshederler" şeklinde cevap vermiştir. Nitekim bu konuda Nafi, Malik, Şafii, Hammad b. Ebî Süleyman, Evzâî ve Said b. Abdilaziz başı korumak için sarılan şey üzerine bilittifak meshin caiz olmadığı görüşünü paylaşmışlardır.[132] Bu alimlerden İmam Malik, başörtüsüne meshedilemeyeceğini ifade etmekte ve başörtüsüne mesheden kadının namazını ve abdestini iade edece­ğini söylemektedir. O, Hz. Aişe'nin abdest aldığında elini örtüsü­nün altına koyup saçını meshettiği rivayetini İbn Vehbden delil olarak getirmektedir. [133]

Hanefiler ve Malikîler bu konuda Kur'an nassına bağlı kalmayı tercih ettiklerinden dolayı nassa uygun ve onu destekleyen riva­yetleri almayı öngörmüşlerdir. Hz. Aişe'den nakledilen haberi delil olarak aldıkları hâlde, Ummu Seleme'den gelen habere iltifat et­mediklerini görüyoruz. Onlar açısından Hz. Aişe'nin haberi sağlam ve Kur'an nassına uygun düşebilir. Ancak Ummu Seleme'ye ait bu haber de de kadınlar için bir kolaylık sözkonusudur. Bunu da dik­katlerden uzak tutmamak gerekir. Zira kadınlara el, yüz ve ayak­ları hariç diğer yerlerin örtülmesi farz olarak kabul edilmiştir. Do­layısıyla onlar her zaman her yerde toplum içerisinde farklı pozis­yonda olmaları kaçınılmazdır. Müsait olmayan bir ortamda abdest alma gereği duyan bir kadın, abdest alırken başörtüsünü çıkarma­sı, başını meshedip tekrar başını bağlaması meşakkat doğurabilir. Biz bunun her zaman böyle olması gerektiğini iddia etmiyoruz. Ancak gerçekten zaruri durumlarda ve İslâmî açıdan meşru olarak kabul edilen mazeretler konusunda böyle bir ruhsattan ve kolay­lıktan faydalanmaları makul görünmektedir. Zira Hz. Peygamberin bazen başına, bazen sadece sarığına, bazen de hem başına hem sarığına meshettiği sabittir. O, bu kadar geniş müsamahayı haya­tında uygulamışken, niçin kadınların başörtülerine meshetmeleri uygun görülmesin. Bu söylediğimiz ölçüler içerisinde kadınların başörtülerine meshetmelerinde bir sakınca gözükmemektedir.

Ahmed b. Hanbel'in kadınların başörtülerine üstünden değil, altından saçlarına meshederler" şeklinde fetva vermesi, mesh ola­yını sadece sarık üzerine hasretmesinden kaynaklanmaktadır. Bu, şekilci ve lafızcı anlayışın ürünüdür. Hz. Peygamberin sarığına meshettiği kabul ediliyorsa -ki Hanbelilere göre öyledir- bu ruh­sattan kadınlar niçin faydalanmasın? Hz. Peygamber abdest alır­ken sarığına meshediyorsa onu örnek olarak kabul eden müslüman bir kadın niçin başörtüsüne meshetmesin "sarık üğzerine mesh olur, ancak başörtüsü sarık değildir, o hâlde ona mesh ge­rekmez" gibi bir anlayışın mantıki ve tutarlı bir tarafı yoktur. [134]

[130] es-Serahsî, el-Mebsut, I, 101

[131] İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, I, 22.

[132] İbn Kudame, el-Muğnî, I, 305

[133] Malik b. Enes, el-Mudevvenetu'I-Kubra, I, 16.

[134] H. Musa Bağcı, Sarık ve Çorap Üzerine Mesh Problemi İlahiyat Yayınları: 159-163.

- - - -
ABDULAZİZ BAYINDIR
Soru: Çoraba ve ayakkabıya mesh edilebileceğini söylediniz. Ama eski alışkanlıktan olsa gerek içim rahat etmiyor. Bunu nasıl tatbik edeceğimizi anlatır mısınız? Ayakkabıya veya çoraba mesh etmek için zaruret olması mı gerekir?

Cevap:






- - - -
FARUK BEŞER


- - - - -
MUSTAFA İSLAMOĞLU


Mustafa İslamoğlu'nun görüşlerini
Mesh

Selamun Aleykum hocam, Belki soruyu eksik sorabilirim .ben burdaki müslümanlardan cevabımı alamadım veya cevap vermekte tereddüt ettiler .Ben 32 yaşındayım ve geçen doktora gittim bende prostat bezleri iltihaplanması olduğunu söylediler. Haliyle az bir soğuk aldığımda hemen rahatsızlık başlıyor ve bunun için ayaklarımın ıslanmaması lazım .Yaşadığım ilçe kış şartlarının sert geçtiği bir yer. Çalışma ortamımdan dolayı sürekli abdest alırken ayaklarımı kurulayamıyorum. Bazen bir namaz için iki defa abdest almak zorunda kalıyorum. Mest de kullanmak istemiyorum, çünkü bir müddet sonra alışkanlık yapıyor. Size sorum şu olacak özel şarta binaen rahatsızlığım geçene kadar çorap üzerine veya ayaklarıma mesh yapabilirmiyim. Allah razı olsun Rabbim yardımcınız olsun.

Aziz kardeşim,
Allah şifalar versin.
Peygamberimizden gelen mest (huffeteyn) üzerine mesh etme rivayetlerinin bazılarında "mest" kelimesinin yerinde "çorap" (cevrabeyn) geçer. İki tür rivayet de aynı derecededir.
Sonuç: İster hasta olun ister olmayın, mest üzerine mesh ne ise çorap üzerine mesh de odur, caizdir. Günün ilk abdestinde ayağınızı yıkayıp kurulayıp çorabınızı giyin ve son abdestine kadar o çorap üzerine meshedin. Bu benim değil hadislerin hükmüdür. Bu konumdaki hadisleri Hayri Kırbaşoğlu'nun Namazların Birleştirilmesi ve Çorap Üzerine Mesh etme konusundaki hadisler kitabında bulabilirsiniz.

- - - -

Âyeti kerimede geçen “vemsehu biruûsiküm ve ercüleküm ilel ka’beyn= meshediniz başlarınızı ve aşıklara kadar ayaklarınızı” bölümündeki “ercüleküm” kelimesi, lâmın kesriyle de fethiyle de okunmuştur. Kesriyle okuyan, “ercüleküm” kelimesini hemen kendinden önceki “biruûsiküm” kelimesine atfetmiş olur. Bu takdirde mânâ: “meshediniz başlarınızı ve topuklara kadar ayaklarınızı” demektir. Bu durumda ayakları meshetmek farz olur, yıkamak değil. “Ercüliküm” şekilde kıraat edenler “ercüleküm” şeklinde kıraat edenlerden daha çoktur. Bu kıraat (ercüliküm), gramer kurallarına da en uygun olandır. Zira Arapça’da söz, uzak harf veya âmile değil, yakın harf veya âmile bağlanır.

Bazıları “ercüleküm”’ü daha önce geçen “fağsilû” fiilinin tümleçlerine bağlarlar. Bunlara göre “ercüleküm: ayaklarınız”, kendisinden hemen önceki “vemsehu: meshediniz” fiilinin tümleci değil, daha önceki “fağsilu: yıkayınız” fiilinin tümlecidir. O takdirde mânâ: “yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayınız, başınızı meshediniz ve topuklara kadar ayaklarınızı yıkayınız.” şeklinde olur. Aslında Arapça gramer yönünden bu mânâ, pek tutarlı değildir.

Ülkemizdeki Mushaf’ta da bu ikinci kıraat şekliyle okunup yazılmaktadır. Bunun sonucu olarak, ayakları yıkamak farz edilmektedir. Gerçi yıkandığı zaman, aynı zamanda mesh de gerçekleştirilmiş olur. Ama Kurrâ’nın çoğunluğunun kıraati ve Arapça dilbilgisi kuralları ön planda tutulduğunda ayakları, yıkamak farz değil, meshetmek farzdır.

Suyun azlığı, zaman darlığı gibi durumlarda ve soğuklarda Müslümanlar çekinmeden, ayaklarını meshederek abdestlerini almalıdır.Hakkı YILMAZ
ALINTIDIR

- - - -

Mestler Üzerine Mesh Verilmesi

151- Ayağa giyilen ve "Mest" adı verilen mest hükmündeki şeyler üzerine, abdest alınırken meshedilmesi caizdir. Bu, İslam dininin gösterdiği bir kolaylıktır. Bu meshden maksad, mestlerin üzerine ayakların uclarından başlayıp aşık kemiklerini aşmak üzeri inciklere doğru ıslak olan el parmaklarını sürmektir.
152- Ayaklara meshetmenin farz mikdarı, giyilen her iki mestin ön ve üst tarafından el parmaklarının en küçüğü itibarı ile üç parmaklık yerin meshedilmesidir. Bu kadarlık bir yerin meshedilmesi ile farz yerine getirilmiş olur. (Malikîlere göre, mestlerin bütünü üzerine mesh yapılması gerekir. Bu mikdarın azına mesh yeterli değildir. Hanbelîlere göre, mestlerin üstünün çoğuna meshedilmesi kafidir. Şafiîlerde ise, mestlerin üstüne bir parmak kadar mesh yapılması yeterlidir.)
153- Mestlerin altına mesh yapılmaz. Mestler üzerine mesh yapılırken ıslak olan el parmaklarının açık olması, meshin el parmakları ile yapılması, ayak parmaklarının ucundan başlayarak yukarıya doğru yapılması, sünnete uygun olan meshdir.
154- Ayakları topukları ile beraber örten çizmeler, potinler, kendileri ile üç mil kadar yürünebilecek kuvvetli ve kalın çoraplar, konçlu aba terlikler de mest hükmündedir. Bunların üzerine de mesh yapılabilir.

Meshin Cevazındaki Şartlar

155- Bir meshin caiz olabilmesi için yedi şart gereklidir:

1) Mestler, abdest için ayaklar yıkandıktan sonra giyilmelidir. Bir özürden dolayı ayağa veya ayağın sargısına meshedilmesi de yıkama hükmündedir. Onun için böyle bir meshden sonra giyilen mestler üzerine mesh yapılabilir.
2) Mestler, topuklar dahil, ayakların her tarafını örtmüş olmalıdır. Topuklardan kısa olan mestler ve benzeri ayakkabılar üzerine mesh yapılmaz.
3) Ayağa giyilen mestler üzerine en az üç mil yol yürüyebilmelidir.
4) Giyilen mestlerin topuklarından aşağı kısımlarında, ayağın küçük parmağı ölçüsü ile, üç parmak delik, sökük ve yırtık bulunmamalıdır. Şu kadar var ki, böyle bir noksan, ayak parmaklarının uclarına rastlarsa, mikdara değil, sayıya bakılır: Üç parmak görünmedikçe, yırtık zarar vermez. Yine mestlerde üç parmak kadar sökük bulunduğu halde, mestlerin sağlamlığından dolayı yürürken bu sökük açılıp parmaklar gözükmezse, yine meshe engel olmaz. Bir mestte bulunan ayrı ayrı yırtıklar toplanır; fakat iki mestteki yırtıklar toplanmaz. Bunun için bir mestte iki ve diğer mestte bir veya iki parmak mikdarı yırtık bulunursa mesh yapmaya engel olmaz.
(Malikîlere göre, bir ayağın en az üçte biri görülecek kadar bir mestte yırtık yoksa meshi bozmaz. Şafiî ve Hanbelî mezheblerine göre, ayakta yıkanması farz olan mikdar, mestlerdeki bir yırtıktan görülecek olsa, mesh bozulmuş olur. O yıkanması farz olan mikdar, çorap veya başka bir şeyle örtülmüş olsa bile hüküm değişmez.)
5) Mestler, bağsız olarak ayakta durabilecek kadar kalın olmalıdır.
6) Mestler, dışarıdan aldıkları suyu hemen içine çekerek ayağa ulaştıracak bir halde olmamalıdır.
7) Her ayağın ön tarafından en az küçük el parmağı kadar bir yer mevcut bulunmalıdır.
Bu itibarla, bir veya iki ayağının ön tarafı bulunmayan kimse mestlerine mesh yapamaz. Ökçe taraflarının bulunması yeterli değildir. Çünkü bir ayağı yıkamakla diğerine mesh bir arada toplanamaz. Fakat bir ayağı tamamen mevcut bulunmayan kimse, diğer ayağına giydiği mest üzerine mesh yapabilir. Çünkü mesh ile yıkama bir arada toplanmamıştır.

../... Kaynak Ömer Nasuhi Bilmen / Büyük islam ilmihali

- - - -

Çoraplar Üzerine Mesh Etmek

(Çorap ayağa sarılır. Zerkeşi der ki: Isınmak maksadıyla yünden yapılan bir örtüdür. Hanbelilerin Şerhu'l-Munteha'sında şöyle denilmektedir: Deriden olmayan ve mest şeklinde ayağa giyilen her şeyin adı bu olabilir. Yani ister yünden isler pamuk, kıl, çuha veya ketenden yapılmış olsun.)


Kösele ile kaplanmış veya altlarına taban geçirilmiş olması hâlinde çoraplar üzerine meshin cevazı konusunda fakihler ittifak halindedirler. (Cümlede geçen "tenli" tabiri hem kişinin ayağına ayakkabı giymesi, hem de hayvana nal çakmak için kullanılır)

Normal çoraplar konusunda ise fakihlerin iki görüşü vardır:

Birinci görüşü cumhur temsil etmektedir ki, bunlar Ebu Hanife, Malikiler ve Şafiilerdir. Bunlara göre çorabın üzerine mesh etmek caiz değildir.
Diğer görüşün sahipleri ise Hanbelîler ile Hanefilerden İmam Muhammed ile Ebu Yusuf'tur. Fet­va onların görüşüne göre olup, caiz olduğu şeklindedir. Bu konuda mezheplerin gö­rüşü aşağıdaki gibidir: (ed-Durru'l-Muhtâr, I, 248 vd.; Fethu'l-Kadîr, I, 108 vd.; et-Bedâyi' 1,10; Merakı'l Felâh, 21 Bidâyetu'l-Muctehid, ı, 19; eş Şerhu's-Sağîr, I, 153; eş-Şerhu'l-Kebîr, I, 141; Muğni'l- Muhtâc, I, 66; el-Mecmâ' I, 539 vd.; el-Muhezzeb, I, 21; ei-Muğnî, I, 295; Keşşafu'l-Kınâ', I, 124 130)

İmam Ebu Hanife'nin görüşü :
Kösele geçirilmiş veya taban çakılmış ol­madığı sürece, çoraplar üzerine meshetmek caiz değildir. Çünkü çorap meste ben­zemez ve onunla devamlı yürümek -taban çakılmış olması hali müstesna- mümkün değildir. Diğer taraftan çoraplar üzerine meshin caiz olduğunu ifade eden hadis de buna hamledilir.
Kösele geçirilmiş (mucelled)den kasıt, üstüne de altına da kösele konulmuş demektir.
Ancak İmam Ebu Hanife ömrünün son dönemlerinde İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed'in görüşüne dönmüştür ve hastalığı esnasında çorapları üzerine meshetmiş, kendisini ziyaret edenlere de şöyle demiştir: "Vaktiyle insanları alı­koyduğum işi kendim yaptım."
Onun bu sözlerini, görüşünden vazgeçtiğine delil kabul ettiler.
Ebu Yusuf ile Muhammed ise -ki Hanefî mezhebinde fetva onların gö­rüşlerine göredir- şöyle demişlerdir:
"Kalın olmaları ve arkalarını göstermeyecek şekilde şeffaf olmamaları hâlinde, çoraplar üzerine meshetmek caizdir.
Çünkü Peygamber (a.s.) çorapları üzerine meshetmiş bulunuyor: (Dört Sünen sahibi tarafından el-Muğîre b. Şu'be'nin rivayeti ile kaydedilmiştir. Tirmizî, hasen-sahih bir hadistir, demiştir. Ibni Mace ve Taberanî'de bu rivayet Ebu Musa'dan, aynca Taberânî'de Hz. Bilâl'dan rivayet edilmektedir. Bu son iki rivayette zayi/lık vardır. Nasbu'r-Raye, 1,184.)
Zira çorap kalın olursa onunla yürümek mümkün olur. Günümüzün yün çoraplarında olduğu gibi.
Böylece Hanefîlerde müftâbih (fetvaya esas görüş)'in kendileriyle bir fersah veya daha fazla yürünebilecek ve kendi kendisine ayakta durabilecek, altını göstermeyecek ve şef­faf olmayacak şekildeki kalın çoraplar üzerine meshin caiz olması olduğu anlaşıl­mış oluyor. (Türkiye'de Erzurum taraflarında örülen çizme gibi kendiliğinden ayakta durabilecek kalınlıktaki çoraplar böyledir. Müt.)


Malikilerde Ebu Hanîfe gibi, çorapların âdeten onlarla yürümenin mümkün olması ve böylece mestler gibi olabilmeleri için içten ve dıştan onlara deri geçiril­miş olması şartını Koşmuşlardır ki, çoraplar üzerine meshe dair hadisler buna hamIedilir.


Şafiiler ise iki şartla çorapların üzerine meshi caiz görmüşlerdir:
Birincisi, onlarla devamlı yürünebilecek şekilde sert ve sık dokunmuş olması; ikincisi, tabanına kösele geçirilmiş olmasıdır.
Bu iki şart olmadığı takdirde çorap üzerine meshetmek caiz değildir.
Çünkü o vakit bunlar da devamlı olarak üzerinde yürüme imkanı vermeyen bez parçası gibi olurlar.
Beyhakî, Muğîre'nin rivayet ettiği: "Peygamber (a.s.); "hem çoraplarının üzerine, hem de mestlerinin üzerine meshetti." şeklindeki hadisin zayıf olduğunu söylemiştir.
Aynca: "Muhaddisler Ebu Musa ve Bilâl'in hadislerinin de zayıf oldu­ğunu belirtmişlerdir." demektedir.


Hanbelîlerde mest hakkında söz konusu edilen iki şartı, çoraplar üzerine mes­hetmek için de öngörürler. Bu şartların bulunması hâlinde çorapların üzerine meshi mubah kabul ederler ki, bu iki şart şöyledir:
Çorabın, ayağın hiç bir kısmını göstermeyecek şekilde sık dokunmuş olması ve bu çoraplarla peşpeşe yürümenin mümkün olup kendiliğinden dik durabilmesidir.
Buna delil de dokuz kadar sahabeden rivayet edilmiş bulunan çoraplar üzerine meshin mübahliğına dair olan rivayetleri gösterirler. Söz konusu bu dokuz sahabe:
Ali, Ammâr, İbni Mes'ûd, Enes, İbni Ömer, el-Berâ, Bilâl, İbni Ebu Evfâ ve Seni b. Sa'd (r.a.)dırlar. Diğer taraftan Atâ, Hasan ü'1-Basrî, Said b. el-Müseyyeb, İbni Cü-beyr, en-Nehaî ve es-Sevrî gibi tabiînden meşhur bir grup kimse de bu görüşü kabul etmişlerdir.

Çoraplar üzerine meshetmek hadis-i şeriflerde sabit olmuştur ki, onların bazı­ları şöyledir:
Muğîre'nin rivayet ettiği hadis:
"Rasulullah (a.s.) abdest aldı ve çorapları üze­rine de, mestleri üzerine de meshetti."
(imam Ahmed ile Ebu Dâvud, Tirmizî ve ibni Mâce rivayet etmiş olup, Tirmizî sahih olduğunu belirtmiştir. Aynca bu hadis-i şerif Ebu Musa el-Eş'ari'den de rivayet edilmiştir. Ancak hadis mutta­sıl ve kavi değildir. Neylu'l-Evtâr, 1,179. imam Zeylaî, Nesefyi Muğûre hadisini rivayet edenlerden zikretmişse de İbni Teymiye, Muntaka'l-Ahbâr'da Neseî'nin istisna edildiğini belirtmekte­dir.)

Hz. Bilâl'in hadisi:
"Rasulullah (a.s.)'ı hem üste giydiği ikinci mest üzerine meshederken, hem de sarığın üzerine meshederken gördüm."
(Bu hadisi Ahmed, Tirmizi ve Taberanî rivayet etmişlerdir. Hadiste sözü geçen "el-Mulk" mestin üzerine giyilen şey veya boğazlan kesilmiş olan ayakkabıdır. "Himâr" imame, Said b. Mansur'un Hz. Bilal'den yapiığı rivayette geçmektedir ki: "Nasif ve himar (başörtüsü) üzerine meshediniz." şeklindedir a.g.e.)

Tercih edilen görüş ise Hanbelîlerin görüşüdür. Çünkü bu görüş ashab-ı kira­mın ve tabiinin fiiline dayanmakta; diğer taraftan Muğîre'nin rivayet ettiği hadiste olduğu Hanefilerce de fetvaya esas olan görüş budur.
Çoraplar üzerine mukim onları çıkartıncaya kadar bir gün bir gece süreyle mesheder, seferi için ise bu süre üç gündür. Hanbelîlere göre ise hem çoraplar üzerine, hem de ayakkabıların derileri üzerine vacip olan miktar kadar meshetmesi vaciptir.
(prof. Dr. Vehbe Zuheyli; İslam Fıkhı Ansiklopedisi C.1, S: 253-256)

İbn Hazm; Muhallâ isimli eserinde (El-Muhallâ, 2/80 58) çoraplar üzerine mesh işini, isimlerini zikrettiğimiz bazı kişilere dayandırmıştır. Muhallâ'nın ibaresi şöyledir:
"İster Mest, ister çorap olsun, topukların üzerine çıkmış olması şartıyla, ayaklara giyilmesi helâl olan herşey üzerine mesh sünnettir.
Abdestli olarak giyildiği zaman; Mukîm için bir gün, bir gece (24 saat), musafir için geceleri ile beraber 3 gün (72 saat), çorap üzerine mesh caiz görülmüştür. Bu müddetlerden fazla için mesh helâl olmaz."...
İbn Hazm, çoraplar üzerine mesh hadislerini tahrîc ettikten sonra dedi ki; "Seleften bir topluluk, çoraplar üzerine meshin cevazına hükmetmiştir. Sonra; Ka'b b. Abdullah'a isnda edildiğine göre Kâb; Ali b. Ebî Tâlib'in (K.V.) bevl ettiğini, sonra na'linleri ve çorapları üzerine meshettiğini gördüm, demiştir. Ve İbn Ömer'in; Çorapları ve na'linleri üzerine meshettiğini Ebû Culâs rivayet etmiştir. Ve ismail'in, babasından rivayetine göre babası; Berâ b. Azib'in çoraptan ve na'linleri üzerine meshettiğini gördüm demiştir.
Ve Ebû Mesûdi'l-Bedrî'den, Haris b. Hemmâm b. İbrahim'in rivayetine göre Ebî Mesûdi'l-Bedrî; Çorapları ve na'linleri üzerine meshederdi. Ve Âsimi'l-Ah vel'den rivayete göre O; Enes b. Mâlik'in çorapları üzerine meshettiğini gördüm demiştir. Ve îbn Ömer'den rivayete göre O şöyle demiştir;
Ömer b. El-Hattâb bir Cum'a günü bevletti, sonra abdest aldı ve çorapları ve na'linleri üzerine meshetti ve insanlara Cum'a namazını kıldırdı.
Ebû Mesûd'dan, Ebû Vâil'in rivayetine göre; Ebû Mes'ûd, kıl'dan yapılmış çorapları üzerine meshetrniştir. Ve Yahye'l-Bekkâ'dan rivayete göre O; İbn Ömer'in "çoraplar üzerine mesh, mestler üzerine mesh gibidir." dediğini işittim, demiştir."
(Bu rivayetlerin tamamını Abdiir'razzâk ve İbn Ebî Şeybe ve Beyhakî musaııneflerinde nakletmişlerdir. Abdur'razzâk; r. 745-773,777,779-781, 782, İbn Ebî Şcybe: 1/188, Beyhakî: 1/285.)

SAHÂBE'NİN BÜYÜKLERİNDEN VE ONLARDAN SONRAKİLERDEN RİVAYET OLUNAN HADİSLER

"İnce olsalar da çoraplar üzerine mesh'in cevazı konusundadır."
Muhezzeb şerhinde İmam Nevevî demiştir ki; ince olsa da, çoraplar üzerine meshin cevazını, Hz. Ömer ve Hz. Ali'den
(R.A.), Şafiî meslektaşlarımız hikaye etti. Ve yine bunlar, çoraplar üzerine mesh'in cevazını Ebû Yûsuf tan, Muhammed' den, İshak'tan ve Dâvûd'dan naklettiler. Sonra Nevevî dedi ki; ince olsa da, çorap üzerine mesh'i mubah görenler, Peygamberimiz, "çorapları ve na'linleri üzerine meshetti" şeklindeki Muğîre hadisini delii getirdiler ve Ebû Musa'dan da bunun benzeri, merfu' olarak rivayet edilmişti.
Nevevî'nin kelâmı burada son bulmuştur.
Bu rivayetde, daha önceki görüşe ziyade olarak, "Çorap ince olsa da mesh caiz olur" görüşü Sahabe tarafından açık olarak söylenmektedir. Selefin bundan önceki rivayetinin ıtlakından anlaşılmış olsa da, durum bir kez daha açıklanmıştır. Zira, mutlaklarda aslolan, onu kayıtlayan bir hüküm gelinceye kadar, ıtlakı üzere hamlolunmasıdır.
Bir delil kendisini tahsis edinceye kadar, âmmın hükmünün bakî olması da böyledir.
İmam İbn Hazm'ın bu konudaki görüşünü İhtiva eden îzah şekli ileride ele alınacaktır (ALLAH rahmet eylesin ve ondan hoşnud olsun).

İbn Cureyc'ten rivayete göre o demiştir ki; Ata'ya dedim ki, çoraplar üzerine meshoîunurmu?
Cevaben dedi ki; Evet, çoraplar üzerine, mestler üzerine meshettiğiniz gibi meshediniz.
İbrahim Nahaî'den rivayete göre o da; Çoraplar üzerine mesh'te bir mahzur görmezdi. Ve Fazl b. Dukeyn'den rivayete göre o; A'meşe "çoraplar ayaklarında geceleyen kişi mesheder mi?" şeklinde soru sorulduğunu işittim. Ameş de evet dedi, demiştir.
Katâde demiştir ki; Hasen ve Hilâs b. Amr, mesh konusunda çorapları, mestler mertebesinde görürlerdi. Sonra, Tabiîn'den Saîd b. Cubeyri ve Nâfı'i de saydı.
(Bu görüşü îbn Ebî Şeybe; Saîd b. El-Museyyebten, Saîd b. Cubeyr'den, Nâfi ve İbrahim'den rivayet etmiş ve Atâ'da çoraplar üzerine mesh, mestler üzerine mesh derecesindedir, demiştir (1/189))

Yine Muğîre b. Şu’be (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:
Rasûlullah (s.a.v.) çorap ve ayakkabısı üzerine meshederdi.”
(Ebû Dâvûd, Tahara:62; İbn Mâce, Tahara: 88)
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahih demiştir.

Tirmîzî: Salih b. Muhammed et Tirmîzî’den işittim.
Ebû Mukatil es Semerkandî’den işittiğini söyledi ve şöyle dedi:
“Vefat ettiği hastalığı günlerinde Ebû Hanife’nin yanına girdim su getirtti abdest aldı ayaklarında çorap vardı, çoraplarına meshetti ve şöyle dedi:
Daha önce yapmadığım bir işi bugün yapıyorum sağlam tabanı olmadığı halde çoraplarımın üzerine meshettim.”

İmam Ahmed Müsnedinde şöyle demektedir;
Yahya b. Saîd, Sevr ve Râşid b. Sa'd tarikiyle Sevbân'ın şöyle dediğini nakletmiştir.
"Peygamberimiz düşman üzerine küçük bir birlik gönderdi. Soğuktan mutazarrır olan bu birlik geri döndüğünde, Peygamber efendimize soğuk sebebiyle çektikleri sıkıntıdan dolayı şikayette bulundular. Bunun üzerine Peygamber efendimiz Asâib ve Tesahîn üzerine mesh etmelerini emretti."


Allâme İbn Esîr en-Nihâye isimli eserinde demiştir ki; “Asâib, Amâim'dir (imame, mendil veya hırka İle başa sarılan sarık demektir) zira, baş onunla bağlanır. Tesahîn ise, hufve, çorap ve bunların benzerleri, ısınma amacıyla ayağa giyilen şeylerdir. Bu her iki kelimenin de tekili yoktur.”
Ebû Mûsa'l-Eş'arî demiştir ki:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem abdest aldı ve çorapları ve pabuçları (na'linleri) üzerine meshetti .



Çoraplar üzerine meshetmek caizdir. Sahabenin çoğundan çoraplar üzerine meshetmek rivayet olunmuştur. Ebû Dâvûd dedi ki;
"Ali b. Ebî Talib, lbn Mes'ûd, Berâ b. Âzib, Enes b. Mâlik, Ebû Umâme, Sehl b. Sa'd, Amr b. Hureys, çoraplar üzerine mesh etmiştir."
Bu görüş Ömer b. Haltab ve lbn Abbâs'dan da rivayet olunmuştur. Yine Ammar, Bilâl b. Abdullah b. Ebî Evfa ve lbn Ömer'den de aynı görüşü rivayet etmiştir, lbn Kayyım, "Tehzîb'us-Sunen" kitabında İbn Munzîr'den naklen şöyle demiştir: İmam Ahmed, çoraplar üzerine mesh etmenin caiz olduğunu açıkça söylemiştir. Bu onun insafım ve adaletini göstermektedir.
Şüphesiz dayandığı yer, yukarıda geçen sahabelerin sözleri ve açık olan kıyastır. Çünkü çoraplarla, mestler arasında önemli bir fark görülmez. Onun için meshin hükmünü çoraplar üzerine yürütmek sahihtir. Çoraplar üzerine mesh ekseri ilim ehlinin de görüşüdür. Sufyan Sevrî, lbn Mubarek, Atâ, Hasan, Saîd b. Museyyeb de çoraplar üzerine mesh caizdir.' demişlerdir.


İslâm bilginleri, abdest alınırken, üzerine deri kaplanmış veya altlarına pençe vurulmuş olan çoraplara meshetmenin cevazında görüş birliği içindedir. Ancak bu nitelikte olmayan âdi çoraplar üzerine meshetmenin hükmü konusunda görüş ayrılığı vardır.
Ebû Hanife, Mâlikî ve Şafiîler bunun caiz olmadığını söylerler.

Ebû Hanife : deri ile kaplanmamış veya altına pençe vurulmamış olan çoraba meshi caiz görmez. Çünkü çorap, mest anlamına gelmez. Onunla, altına pençe vurulmadıkça uzun yol yürümek mümkün olmaz. Çorap üzerine meshe cevaz veren hadis buna hamledilir.
Ancak Ebû Hanife'nin ömrünün sonuna doğru aksi görüşte olan Ebû Yusuf ve İmam Muhammed'in ictihadına döndüğü nakledilir. O, hastalık günlerinde çorapları üzerine meshetmiş ve öğrencilerine şöyle demiştir: "İnsanları menetmekte olduğum şeyi yaptım".
Bu, onun önceki görüşünden döndüğüne delil sayılmıştır.

Ebû Yusuf ve İmam Muhammed'e göre çoraplar kalın olur ve altını göstermezse, üzerlerine meshetmek caiz olur. Çünkü Nebî (s.a.v.) çorapları üzerine meshetmiştir. Çorap kalın olunca, onunla yol yürümek mümkün olur.
Günümüzdeki kalın, keçeleşmiş yün çoraplar gibi.

Buna göre, hanefilerde kalın çorapla bir fersahtan fazla yol yürümek mümkün olduğu, kendi koncu üzerinde durabildiği ve altını göstermediği, ya da altına hemen suyu geçirmediği için meshin cevazına fetvâ verilmiştir.
(el-Kâsânî Bedâyiu's-Sanâyî', I, 10; İbnu'l-Humâm, Fethu'l-Kadîr, I, 108 vd.; İbn Ruşd Bidâyetu'l-Muçtehid I,19; İbn Kudâme, el-Muğnî, I, 295; Vehbe ez-Zuhaylî, el-Fıkhu'l-İslâmî ve Edilletuhu, I, 343, 344, 345; Seyyid Sâbık Fıkhu's-Sunne, Kahire 1365, I. 53; İbn Abîdîn Tercümesi, İstanbul 1982, I, 428-430; Bilmen, Büyük İslâm İlmihali, İstanbul 1985, s. 82, 83)


- - - -

Çoraplar Üzerine Mesh

320. Abdullah b. Mes'ûd (r.a.) çorapları ve pabuçları üzerine mesh eder­di.
Hadisi Taberânî el-Mu'cemu'l-kebîr'de (IX, 251) rivayet etmiştir. Mecmau'z-zevâid'd G (1,258) zikredildiği üzere isnadındaki ravileri güvenilirdir.

321. Muğire b. Şu'be (r.a.)'in nakline göre Hz. Peygamber (s.a.v.) ab­dest almış, çorapları ve pabuçları üzerine mesh etmişti.
Hadisi Tirmizî rivayet etmiş ("Taharet", 74) ve hasen-sahih olarak nitele­miştir. (Hadis sahihtir)

322. Sufyan es-Sevrî > Mansur isnadıyla rivayet edildiğine göre Halid b. Sa'd, "Ebû Mes'ûd el-Ensârî kıldan yapılmış çorapları ve pabuçları üze­rine mesh ederdi" demiştir.

Avnu'l-ma'bûd'da (i, 62) zikredildiği üzere haberi Abdurrezzzak b. Hemmam Musannef 'inde (1,199) rivayet etmiştir. (İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, I, 188-189; Beyhakî, es-Sunenu'l-kubrâ, I, 285) İsnadı sahihtir.

Hadislerin konuya delâletleri açıktır. Muğire b. Şu'be (r.a.)'in söz konu­su rivayetini İbn Hibbân Sahih'inde, (iv, 167) Zeylaî de Nasbu'r-râye'de (i, 96) zikretmişlerdir. Aynî hadis hakkında bazı muhaddislerin yaptığı açıkla­maları Şerhu'l-Hidâye'de (1,368) nakletmekte ve onlara cevap vermektedir.
O şöyle demektedir: Hadisle ilgili Nesâî Sunenu'l-kubrâ'da, "Bu rivaye­tinde Ebû Kays'a mütabaat eden herhangi bir kimseyi bilmiyorum. Muğire (r.a.)'den sahih olarak gelen rivayete göre Rasûlulllah (s.a.v.) mestleri üzerine mesh etmiştir" demiştir. Hadisi es-Sunenu'l-kubrâ'smda (I, 283) zikreden Beyhakî, "Hadis munkerdir.
Sufyan es~Sevrî, Abdurrahman b. Mehdî, Ahmed b. Hanbel, Yahya b. Maîn,Ali b. Medînî ve Müslim b. Haccac onun zayıf olduğunu ifade etmişlerdir.
Muğire (r.a.)'den sahih olarak gelen rivayet, 'Rasûlulllah (s.a.v.)'in sadece mestleri üzerine mesh etmiş olduğudur' açıklamasını yapmıştır.
Nevevî'nin açıklaması ise şöyledir: "Cerh ta'dile tercih edilir" kuralının ötesinde söz konusu âlimler görüşle­rinde tek kalsalar bile Tirmizî'ye tercih edilirler. Halbuki her biri hadis ha­fızı olan bu âlimler Muğire (r.a.) hadisinin zayıf olduğunda ittifak etmişler­dir. Bu durumda Tirmizî'nin hadisle ilgili "hasen-sahih" nitelemesi kabul edilemez. Nitekim Beyhakî de es Sunenu'l-kubra sında Ebû Muhammed Yahya b. Mansur'un, "Muslim b. Haccac'ı bu hadisin zayıf olduğunu söy­lerken işittim. O, 'Ebû Kays el-Evdî ve Huzey! b. Şurahbîl'den hadis alın­maz. Üstelik onlar önde gelen hadis âlimlerinin Muğire (r.a.)'den 'Rasûlullah (s.a.v.) mestleri üzerine mesh etmiştir' şeklinde rivayet ettikleri ha­dise muhalefet etmişlerdir.
Bazı muhaddislerin sözü edilen açıklamalarını naklettikten sonra Aynî bunlara cevap olarak şöyle demektedir: îsnadda zikredilen Ebû Kays el-Evdî, Abdurrahman b. Şirvan'dır. Buhârî onun rivayetini Sahih'ıne almış, İbn Maîn onun sika olduğunu söylemiş, ei-Cu'fî de onu sika ve sebt ola­rak nitelemiştir.
Eleştirilen diğer ravi Huzeyl b. Şurahbîl hakkında İclî si­ka demiş, Buhârî de onun rivayetini Sahih''ine almıştır. Ayrıca onların riva­yetleri güvenilir ravilere aykırı değildir. Onlar farklı bir isnadia onlarda bu­lunmayan ilâve bilgiler ihtiva eden hadis rivayet etmişlerdir. Tirmizî ve İbn Hibbân da onların rivayetinin sahih olduğunu söylemişlerdir. Bu du­rumda Nevevî'nin, Tirmizî hakkında sözü nasıl kabul edilir de Tirmizî'nin hadisle ilgili 'hasen-sahih' nitelemesi kabul edilmez? Tirmizî'nin bu hadis hakkında verdiği sıhhat hükmü eleştirildiğinde diğer hadisler hakkında ver­diği sıhhat hükümlerine nasıl güvenilecektir?
Beyhakî'ye gelince o sadece onun dediğini nakletmiş ve üzerinde hiç düşünmeden ona itimat etmiştir. Çünkü o bu hadisin önde gelen hadis âlimlerinin rivayetlerine aykırı olduğunu iddia etmektedir. Biz ise bunun aykırılık değil ilave bilgi ihtiva etti­ğini söylemekteyiz.
Sonuç itibariyle sözü edilen rivayetlerin isnadları hak­kında bizim görüşümüze sadece taassup sahibi kimseler karşı çıkmaya de­vam edebilir.
Hadislerle ilgili müellifin açıklaması şöyledir:
Söz konusu hadislerin konuya delâletleri açıktır. Hadislerde zikredilen pabuçların mesh edilmesi şöyle açıklanabilir. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in amacı çorapları mesh etmek iken bu arada meshin tamam olabilmesi için elleri pabuçlarına da gitmiş­tir. Yoksa ellerini pabuçlarına onları da muştaki ilen mesh etmek amacıyla sürmemiştir. Doğru olan da budur. Biz pabuçlara mesh edileceği görüşün­de değiliz. Zira buna ihtiyaç yoktur. Ayrıca hadis, Kur'an'daki yıkama em­rinin terk edilmesini gerektirecek derecede şöhrete ulaşmış değildir. Hadis bizim görüşümüzle çelişmemektedir. Hadiste zikredilen pabuçların meshinin abdestli iken alınan abdestle nafile namazla ilgili olduğu da söylenebi­lir. Bize göre İbn Huzeyme'nin Sahih'inde (I, 100) rivayet ettiği hadis bu­nun doğru olduğunu göstermektedir.
İbn Huzeyme, hadisi "Hz. Peygam­ber (s.a.v.)'in Pabuçlarına Mesh Etmesinin Abdestsiz Olduğu İçin Değil Abdest Üstüne Abdest Alma Haline Mahsus Olduğunun Delili" başlığı altında Sufyan > Suddî > Abduhayr isnadıyla rivayet ettiğine göre Hz. Ali (r.a.) bir testi su isteyerek onunla hafifçe (uzuvları birer kere yıkayarak) bir abdest almış ve pabuçları üzerine mesh etmiştir. Sonra da "Abdestli iken Rasûlullah (s.a.v.)'in abdesti böyledir" açıklamasını yapmıştır.
Hadisi deği­şik isnadiarla Zeylaî'nin NasbuY-râve'sinde (1,99) zikredilmektedir. Ustat, "Ancak bu, abdestin hafifçe (uzuvları birer kere yıkayarak) alınabileceğiyle ilgilidir" demiştir.

İmam Ebû Hanife (r.a.)'in çoraplara ancak deri ile kaplı yahut pabuca ekli olması halinde mesh edilebileceği görüşünde olduğu meşhurdur.

Ko­nuyla ilgili el Hidâye'de şöyle denilmektedir:
İmam Ebû Hanife (r.a.) da­ha sonraları mest gibi yol yürüyecek kadar sıkı ve kalın olduklarında çorap­lara mesh edilebileceği hususunda Yusuf ve Muhamrned'in görüşünü be­nimsemiştir. Bu durumda mesh gibi olacaklarından aynı hükmü alırlar.
Ço­raplar üzerine mesh haber-i vâhid, ayakların yıkanması ise kesin delille sa­bittir. Bu sebeple çoraplar üzerine mesh, ayakları yıkamanın yerine geç­mez. Ancak çorap, üzerine mesh edilmesi tevatürle sabit olan mest gibi ol­duğunda bu caiz olabilir. İmam Ebû Hanife (r.a.)'in çoraplara mesh edile­bileceği hususunda daha sonra Ebû Yusuf ve Muhammed'in görüşünü be­nimsediği tespit edildiğine göre -ki fetva da buna göredir- konuyla ilgili hadisi yorumlamaya ihtiyaç kalmamıştır. Bu sebeple biz hadisin zahirini esas almaktayız.
İmam Ebû Hanife (r.a.)'in önceki görüşünden vazgeçtiği hakkındaki rivayete güvenmeyenlerin bazıları tarafından açıklandığı üzere hadisi çorapların deriden olması halinde üzerine mesh edilebileceği şeklin­de yorulması söz konusu edilebilir. Ancak hadiste çorabın mutlak olarak zikredildiği ve bir fiili hikâye ettiği görülmektedir. Fiilleri umuma hamlet­mek doğru değildir. Hadiste böyle bir ihtimal bulunsa bile bu konuda de­lil olarak kullanılabilir mi? sorusunu sormak gerekir.
Bu durumda hadis her çoraba mesh edilebileceğine dair delil olabilecek seviyede değildir. Bu haliyle hadis üstadımızın da ifade ettiği gibi İmam Ebû Hanife (r.a.)'iıı gö­rüşüne de engel teşkil etmez.
Burada konuyla ilgili İbn Ebî Şeybe'nin Musannef indeki (I, 171) riva­yetini de zikredelim.
Onun Hüşeym > Yunus > Hasan > Şu'be > Katâde (r.a.) isnadiyla rivayet ettiğine göre Saîd b. Museyyeb ve Hasan-ı Basrî, "Sıkı örülmüş çoraplar üzerine mesh edilir" demişlerdir. Haberin isnadındaki raviler Kutub-i sitte ravileridir.

HADİSLERLE HANEFİ FIKHI Cilt 3 , Çoraplar Üzerine Mesh

- - - -
Çoraplara mesh etmek;
Muğire (radiyallahu anh) anlatıyor: "Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) abdest aldı ve çoraplarının ve ayakkabılarının üzerine meshetti.(Ebu Dâvud (159) Tirmizi (99) Ahmed (4/252) ibni Mace (559) ibni Huzeyme (198) Ġbni Hibban (176) Beyhaki (1/283) Ġbni Ebi ġeybe (1/215) Elbani el-irva (101) sahihtir.)
Ebu Davud dedi ki: Ali b. Ebi Talib, İbn Mesud, Bera b. Azib, Enes b. Malik, Ebu Umame, Sehl b. Sad ve Amr b. Hureys dahi çorapları üzerine mesh etmiştir. Bu husus Ömer b. El-Hattab ve İbn Abbastan da rivayet edilmiştir.(Ebu Davud (159) Bkz.: ibni Hazm Muhalla (2/115) ibni Ebi eybe (1/215-217) Abdurrazzak (773-778) Beyhaki (1/285) )
Bunlara Ukbe Bin Amir, Sad Bin Ebi Vakkas, ibni Ömer ve Bilali de (radiyallahu anhum) ekleyebiliriz.(ibni Ebi ġeybe (1/215-217) Abdurrazzak (745,773,779-782) Beyhaki (1/285) )
Çoraplar üzerine mesh, aynı Ģekilde Tabiînden de menkuldür: Katâde, ibnü'l-Müseyyeb, ibn Cüreyc, Ata, Nehaî, Hasen, Hilâs, ibn Cübeyr ve Nâfi (Allah onlara rahmet eylesin) bunlardandır.(ibni Ebi şeybe (1/215-217) Abdurrazzak (745, 773, 779-782) Beyhaki (1/285) )
Çoraplar üzerine mesh hadîsini Ebû Hanîfe, şafiî, Ahmed b. Hanbel, ishak, Dâvûd-i Zahirî ve ibn Hazm kabul etmişlerdir.
Ġmam Ahmed Müsnedinde Ģöyle demektedir; Yahya b. Saîd, Sevr ve Râşid b. Sa'd tarikiyle Sevbân'ın şöyle dediğini nakletmiştir. "Peygamberimiz düşman üzerine küçük bir birlik gönderdi. Soğuktan mutazarrır olan bu birlik geri döndüğünde, Peygamber efendimize soğuk sebebiyle çektikleri sıkıntıdan dolayı şikâyette bulundular. Bunun üzerine Peygamber efendimiz Asâib ve Tesahîn üzerine mesh etmelerini emretti." (Ebu Davud 146, Ahmed 5/277 sahihtir)
Allame .bn Esir en-Nihaye isimli eserinde demiştir ki; Asaib, Amaim'dir (imame, mendil veya hırka ile başa sarılan sarık demektir) zira, baş onunla bağlanır. Tesahin ise, hufve, corap ve bunların benzerleri, ısınma amacıyla ayağa giyilen şeylerdir. Bu her iki kelimenin de tekili yoktur.''
Ebu Musa'l-E.'ari demi.tir ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem abdest aldı ve corapları ve pabucları (na'linleri) uzerine meshetti(İbni Mace(590) hasendir.)
Sad Bin Abdullah Bin Dırardan; Enes Bin Malik (radiyallahu anh) abdest aldı ve ince yünden mamul çoraplarına mesh etti.”(ibni Ebi şeybe(1/216) Dulabi el-Kuna vel Esma(1/181) ibni Hazm Muhalla(2/84) bkz.: Abdurrazzak (745) Beyhaki (1/285) )

Yahye'l-Bekka'dan rivayete gore O; ibn Omer'in "çoraplar üzerine mesh, mestler uzerine mesh gibidir" dediğini işittim, demiştir."(Bu rivayetlerin tamamını Abdür'razzâk ve ibn Ebî şeybe ve Beyhakî musanneflerinde nakletmişlerdir. Abdur'razzâk;(745-773,777,779-782) ibn Ebî şeybe(1/215-217) Beyhakî(1/285) ) Aynısı Enes ve Nafi(radiyallahu anhuma) den de nakledildi.(Abdurrezak 779, İbn Ebi şeybe 1/216 sahihtir)

Ebû Hanîfe hastalığı esnasında çorapları üzerine meshetmiş, sonra da ziyaretçilerine, "İnsanları menettiğim şeyi kendim yaptım," demiştir.(Tirmizi 99)
İmam Ebu Hanefi'nin meşhur hocası İbrahim en-Nehai der ki; Kim mestlere mesh etmekten yuz cevirirse,bu, şeytandandır.(İbn ebi şeybe 1/80, El-Bani:El-Meshu Ale'l Curabeyn s-54)
Derim ki, sünnette sabit olduktan sonra çoraplara meshden yüz çevirmek de böyledir. İmam İbn Hazm, Muhallâ isimli kitabında şöyle demiştir; “Mesh için derinin şart koşulmasının anlamı yoktur. Zira, bu konuda gelmiş âyet, Sünnet, kıyas ve Sahabi sözü olmadığından çoraplar üzerine meshi yasaklamak hatadır. Çünkü bu yasaklama, Rasûlullah'tan sabit olan Sünnete ve eserlere muhalefet etmektir. Peygamber aleyhis'selâm, zikrettiğimiz haberlerde mestleri diğerlerinden ayırmadı. Çoraplar üzerine mesh konusunda, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem'e isnâd edilerek gelen hiçbir rivayette kayıt ve şart olmaması da bu hususu te'yid eder mâhiyettedir. Bu şekilde bir kayıt ve şart, rivayet edilenlerin ne söylenişinden, ne anlamından, ne de işaretinden anlaşılmaktadır…
Çorabın anlamı;
daha önce lügat ve fıkıh imamlarından naklettiğimiz şekliyle, lügat ve örf itibariyle apaçıktır. Hiç kimse; Çorabın na'l şeklinde olmasını, sıklık ve kalınlığını ne mefhûmunda, ne de müsemmâsında şart koşmamıştır. Fıkıh ve lugatta çorabın konumu mutlak olduğuna göre; ince, kalın, na'linli ve na'linsiz olanına çorap demek doğru ve hak olur. Allah iyisini bilir.”

Yırtık mest veya yırtık çorap üzerine mesh:
Kim ki, meshi yasaklıyor ve bunların yırtıktan salim olmasını şart koşuyor veya ona bir sınır koyuyorsa bu husus, Peygamberimizin üzerinde ittifak edilen, "Allah'ın Kitabında olmayan her şart bâtıldır." şeklindeki sözü ile reddolunmuştur. Bunun gibi, Sufyan es-Sevrî'den rh gelen sahih rivayete göre Sevrî; Ayağına ilişik olduğu müddetçe onun üzerine mesh et demiş ve devamla; "Muhacirlerin ve Ensâr'ın mestleri yırtık, yamalı, parça parça değil miydi?" demiştir.(Abdurrezak 1/194 no:753, el beyhaki 1/283, el-Muhalla 2/100)
İbni Hazm rh demi.tir ki; Mestlerde veya ayaklara giyilen şeyde kucuk veya buyuk, enine veya boyuna yırtık olur da, ayağın bir kısmı acılırsa bu acıklık, ayağın kucuk bir bolumu veya buyuk bir bolumu veya her ikisi birden olsa da, bunların hepsi musavidir. Butun bunlara rağmen, giyilen mest veya coraplardan ayaklara bir şey iliştiği muddetce uzerlerine mesh caizdir. Bu, Sufyan es-Sevri'nin, Davud'un, Ebu Sevr'in, ishak b. Rahuye'nin ve Yezid b. Harun'un da kavlidir.(el-Muhalla 2/100)

"Bu konuda hak ve gerçek olan, Kur'anın açıklayıcısı olan Sünnetin getirdiği hükümdür. Bu da: Üzerlerinde mesh edilecek bir giysi bulunmayan ayakların hükmü, onların yıkanmasıdır. Ve üzerlerinde meshedilecek bir giysi bulunan ayakların hükmü ise, o giyilen şey üzerine mesh edilmesidir. Sünnet bu şekilde gelmiştir.(Allah Azze ve Celle buyurur ki; Rabbin unutkan değildir-Meryem 64- ) Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de bunu öğreterek, mestler üzerine ve ayaklara giyilen şey üzerine meshetmeyi emretmiştir (Mestler, çoraplar ve bunlardan başkaları, ayaklara giyilen şeyler cümlesindendir). Ve bunun üzerine, büyük çapta veya daha küçük çap'ta yırtığı olan çoraplar üzerine ve yırtığı olmayan, kırmızı renkte, siyah renkte, beyaz renkte, yeni ve eski çoraplar üzerine mesh olunmuştur: Ve Peygamber efendimiz s.a.v, bunlar arasında bir ayırım da yapmamıştır. Bunların hükmü konusunda din'de bir ihtilaf olsaydı, Cenab-ı Allah Rasûlüne yanlış yaptırmamak için ona doğrusunu vahyederdi. Ve Allah'ın Rasûlü de farz olanı beyan etmeyi ihmal etmezdi. O'nu bundan tenzîh ederiz. Şu duruma göre, her hâl üzere mesh hükmü sıhhat kazanmıştır. Başarı Allah'tandır. Allah'tan sıhhat ve afiyet dileriz.

- - - - -
Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah’ındır.Öyle bir hamd ki çok bereketli hamd etmeyledir. Ki Rabbimizin sevdiği ve razı olduğu şekildedir.Salat ve selam: Rasüllerin en şereflisi ve Nebilerin sonuncusu ve Adem oğlunun efendisi olan efendimiz Muhammed ve onun ailesi ve sahabelerinin hepsinin üzerine olsun.

Çorap Üzerine mesh etmek Caizdir :

حدثنا عثمان بن أبي شيبة عن وكيع عن سفيان الثوري عن أبي قيس الأودي هو عبد الرحمن بن ثروان عن هزيل بن شرحبيل عن المغيرة بن شعبة : أن رسول الله صلى الله عليه وسلم توضأ ومسح على الجوربين والنعلين قال أبو داود كان عبد الرحمن بن مهدي لا يحدث بهذا الحديث لأن المعروف عن المغيرة أن النبي صلى الله عليه وسلم مسح على الخفين قال أبو داود وروي هذا أيضا عن أبي موسى الأشعري عن النبي صلى الله عليه وسلم أنه مسح على الجوربين وليس بالمتصل ولا بالقوي قال أبو داود ومسح على الجوربين علي بن أبي طالب وبن مسعود والبراء بن عازب وأنس بن مالك وأبو أمامة وسهل بن سعد وعمرو بن حريث وروي ذلك عن عمر بن الخطاب وبن عباس


Mugire b.Şu,de (r.a) den rivayete göre Rasülullah (s.a.v) abdest aldı çorap ve ayakkabısı üzerine meshetti.(Ebu Davud (1.c.s.58.Hadis No :159 isnadı Sahih tir.)

Ebu Davud dedi ki : Ali b.ebi Talib,İbn Mes,ud,Bera b.Azib,Enes b.Malik,Ebu Umame,Sehl b.Sa,d,Amr b.Hureys de çoraplar üzerine meshetmişlerdir.Ömer b.Hattab ve İbn Abbas,ın çorap üzerine meshettikleri rivayet olundu.

حدثنا هناد ومحمود بن غيلان قالا حدثنا وكيع عن سفيان عن أبي قيس عن هزيل بن شرحبيل عن المغيرة بن شعبة قال : توضأ النبي صلى الله عليه وسلم ومسح على الجوربين والنعلين قال أبو عيسى هذا حديث حسن صحيح وهو قول غير واحد من أهل العلم وبه يقول سفيان الثوري وبن المبارك والشافعي وأحمد وإسحاق قالوا يمسح على الجوربين وإن لم تكن نعلين إذا كانا ثخينين قال وفي الباب عن أبي موسى قال أبو عيسى سمعت صالح بن محمد الترمذي قال سمعت أبا مقاتل السمرقندي يقول دخلت على أبي حنيفة في مرضه الذي مات فيه فدعا بماء فتوضأ وعليه جوربان فمسح عليهما ثم قال فعلت اليوم شيئا لم أكن أفعله مسحت على الجوربين وهما غير منعلين


Tirmizi : Bu hadis hasen sahih demiştir İlim adamlarından bir kısmının görüşüde böyledir Süfyan es Sevri İbn’i Mübarek Şafi Ahmed ve İshak bunlardan olup Ayakkabı gibi sağlam ve tabansız da olsa çoraba meshedilir demişlerdir Bu konuda Ebu Musa dan da hadis rivayet edilmiştir.

Tirmizi : Salih b Muhammed et-Tirmizi’den işittim Ebu Mukatil es Semerkandi’den işittiğini ve şöyle dedi : Vefat ettiği hastalığı günlerinde Ebu Hanife’nin yanına girdim su getirtti abdest aldı ayaklarında çorap vardı’çoraplarına meshetti ve şöyle dedi : Daha önce yapmadığım bir işi bugün yapıyorum sağlam tabanı olmadığı halde çoraplarımın üzerine meshettim.

Bu konuda gelen diğer rivayetler ise şunlardır :

1-Hemmam,ın bildirdiğine göre Ebu Mes,du çoraplar üzerine meshederdi.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.584 No :1983)


2-Halid b.Sa,d Ukbe b.Amir,in kıldan örülmüş çoraplar üzere meshettiğini bildiriyor.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.584 No :1984)


3-Culas b.Amr,ın bildirdiğine göre Hz Ömer Cuma günü abdest almış çorapları ve nalınları üzerine meshetmiştir.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.585 No :1986)


4-İbrahim (-i Nehai) dedi ki : Çoraplar ve nalınlar mesh konumundadır.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.585 No :1987)


5-Said b.el-Museyyeb ve Hasan şöyle demektedirler : Çoraplar sıkı örülmüş olduğu zaman üzerine mesh yapılabilir.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.585 No :1988)


6-İbrahim(-i Nehai) çoraplar üzerine mesh ederdi.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.585 No :1989)


7-Katade,nin bildirdiğine göre Enes çoraplar üzerine mesh ederdi.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.585 No :1990)


8-Ebu Galib dedi ki : Ebu Umame,nin çoraplar üzerine meshettiğini gördüm.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.585 No :1991)


9-Hılas dedi ki : Hz Ali, nin küçük abdest bozduktan sonra çoraplarına ve nalınlarına mesh yaptığını gördüm.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.585 No :1992)


10-Dahhak çoraplar üzerine mesh yapma hususunda Bir sakınca yoktur derdi.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.586 No :1993)


11-Said b.Abdillah b.Dırar,ın bildirdiğine göre Enes b.Malik abdest almış ve tiftikle dokunmuş iki çorap üzerine meshetmiştir.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.586 No : 1994)


12-İsmail b.Umeyye dedi ki : Bana Bera b.Azib,in çoraplar üzerine mesh yapmada sakınca görmediği bildirildi.Sa,d b.Ebi Vakkas ve Sadi b.el-Müseyyeb,in çoraplar üzerine mesh yapmada sakınca görmedikleri de bana haber verildi.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.586 No :1995)


13-Reca dedi ki : Bera,yı abdest alıp çorapları üzerine meshederken gördüm.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.586 No :1996)


14-Ka,b b.Abdillah,ın bildirdiğine göre Hz Ali küçük abdestini bozduktan sonra abdest almış çoraplar ve nalınlar üzerine meshetmiştir.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.586 No :1997)


15-Amr b.Kureyb,in bildirdiğine göre Hz Ali abdest almış çoraplar üzerine mesh etmiştir.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.586 No :1998)


16-Ebu Vail,in bildirdiğine göre Ukbe b.Amir abdest almış ve çoraplar üzerine meshetmiştir.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.587 No :1999)


17-Yüseyr b.Amr dedi ki : Ebu Mes,ud,un işedikten sonra abdest alıp çoraplar üzerine meshettiğini gördüm.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.587 No : 2000)


18-Furat dedi ki : Said b.Cübeyr,i gördüm Abdest aldı ve çorapları ile nalınları üzerine mesh yaptı.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.587 No : 2001)


19-Ebü Hazım,ın bildirdiğine göre Sehl b.Sa,d çoraplar üzerine meshetmiştir.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.587 No : 2002)

20-Ata şöyle demiştir : Çoraplar üzerine meshetmek mestler üzerine meshetmek konumundadır.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.587 No : 2003)

21-Abbad b.Raşid dedi ki : Nafi,ye çoraplar üzerine mesh hakkındaki hükmü sordum Şöyle dedi : Bu mestler üzerine meshetmek konumundadır.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.587 No : 2004)

22-Hasan (-ı Basri) şöyle derdi : Çoraplar ve nalınlar mesh konumundadır.Hasan birinin meshedilip diğerinin meshedilmemesini caiz görmezdi.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.587 No : 2005)

23-İbn Ömer diyor ki : Çoraplar üzerine meshetmek mestler üzerine meshetmek gibidir.(İbn Ebi Şeybe Musannef.1.c.s.588 No : 2006)

24-Rivayet edildiğine göre Abdullah b.Mes,ud çoraplar ve nalınlar üzerine mesh edermiş.(Bunu Taberani el-Mu,cemu,l-kebir,de rivayet etmiş olup ravileri güvenilir kimselerdir. Mecma,uz-Zevaid ve-menbau,l-Fevaid.c.2.s.191.No 1381)


فِي الْمَسْحِ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ
1-، حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ ، عَنِ الأَعْمَشِ ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ ، عَن هَمَّامٍ ، أَنَّ أَبَا مَسْعُودٍ كَانَ يَمْسَحُ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ.
2-حَدَّثَنَا وَكِيعٌ ، عَنْ سُفْيَانَ ، عَنْ مَنْصُورٍ ، عَنْ خَالِدِ بْنِ سَعِيدٍ ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَمْرٍو ، أَنَّهُ مَسَحَ عَلَى جَوْرَبَيْنِ مِنْ شَعْرٍ.
3-حَدَّثَنَا وَكِيعٌ ، عَنْ سُفْيَانَ ، عَنْ أَبِي قَيْسٍ ، عَنْ هُذَيْلٍ ، عَنْ مُغِيرَةَ بْنِ شُعْبَةَ ، أَنَّ رَسُولَ اللهِ r مَسَحَ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ وَالنَّعْلَيْنِ
4-حَدَّثَنَا وَكِيعٌ ، عَنْ أَبِي خَبَّابٍ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ جُلاَسِ بْنِ عَمْرٍو ، أَنَّ عُمَرَ تَوَضَّأَ يَوْمَ جُمُعَةٍ وَمَسَحَ عَلَى جَوْرَبَيْهِ وَنَعْلَيْهِ.
5-حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ ، عَنْ حُصَيْنٍ ، عَنْ إبْرَاهِيمَ ، قَالَ الْجَوْرَبَانِ وَالنَّعْلاَنِ بِمَنْزِلَةِ الْخُفَّيْنِ.
6-حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ ، قَالَ : أَخْبَرَنَا يُونُسُ ، عَنِ الْحَسَنِ وَشُعْبَةَ ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ ، وَالْحَسَنِ أَنَّهُمَا قَالاَ : يَمْسَحُ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ إذَا كَانَا صَفِيقَيْنِ.
7-حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ ، قَالَ : أَخْبَرَنَا حُصَيْنٌ ، عَنْ إبْرَاهِيمَ ، أَنَّهُ كَانَ يَمْسَحُ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ.
8-حَدَّثَنَا وَكِيعٌ ، عَنْ هِشَامٍ ، عَنْ قَتَادَةَ ، عَنْ أَنَسٍ ، أَنَّهُ كَانَ يَمْسَحُ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ.
9-حَدَّثَنَا وَكِيعٌ ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ ، عَنْ أَبِي غَالِبٍ ، قَالَ : رَأَيْتُ أَبَا أُمَامَةَ يَمْسَحُ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ.
10-حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ ، عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ سَعِيدٍ ، عَنْ جُلاَسٍ ، قَالَ : رَأَيْتُ عَلِيًّا بَالَ ، ثُمَّ مَسَحَ عَلَى جَوْرَبَيْهِ وَنَعْلَيْهِ.
11-حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ الأَزْرَقُ ، عَنْ جُوَيْبِرٍ ، عَنِ الضَّحَّاكِ ، أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ فِي الْمَسْحِ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ لاَ بَأْسَ بِهِ.
12-، حَدَّثَنَا ابْنُ مَهْدِيٍّ ، عَنْ سُفْيَانَ ، عَنْ وَاصِلٍ ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ اللهِ بْنِ ضِرَارٍ ، أَنَّ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى جَوْرَبَيْنِ مَرْعَزِيٍّ.
13-حَدَّثَنَا الثَّقَفِيُّ ، عَنْ إسْمَاعِيلَ بْنِ أُمَيَّةَ ، قَالَ بَلَغَنِي ، أَنَّ الْبَرَاءَ بْنَ عَازِبٍ كَانَ لاَ يَرَى بَأْسًا بِالْمَسْحِ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ وَبَلَغَنِي ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ ، وَسَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ أَنَّهُمَا كَانَا لاَ يَرَيَانِ بَأْسًا بِالْمَسْحِ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ.
14-حَدَّثَنَا وَكِيعٌ ، عَنِ الأَعْمَشِ ، قَالَ : حَدَّثَنَا إسْمَاعِيلُ بْنُ رَجَاءٍ ، عَنْ أَبِيهِ ، قَالَ : رَأَيْتُ الْبَرَاءَ تَوَضَّأَ فَمَسَحَ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ.
15-حَدَّثَنَا وَكِيعٌ ، عَنْ سُفْيَانَ ، عَنِ الزِّبْرِقَانِ الْعَبْدِيِّ ، عَنْ كَعْبِ بْنِ عَبْدِ اللهِ ، أَنَّ عَلِيًّا بَالَ ، ثُمَّ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ وَالنَّعْلَيْنِ.
16-حَدَّثَنَا وَكِيعٌ ، قَالَ : حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ مَرْدَانُبَةَ ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ سَرِيعٍ ، عَنْ عَمْرِو بْنِ كُرَيْبٍ ، أَنَّ عَلِيًّا تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ
17-حَدَّثَنَا وَكِيعٌ ، قَالَ : حَدَّثَنَا مَهْدِيُّ بْنُ مَيْمُونٍ ، عَنْ وَاصِلٍ الأَحْدَبِ ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَمْرٍو ، أَنَّهُ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ.
18-حَدَّثَنَا وَكِيعٌ ، عَنِ الأَعْمَشِ ، عَنِ الْمُسَيَّبِ بْنِ رَافِعٍ ، عَنْ بُسْرِ بْنِ عَمْرٍوَقَالَ : رَأَيْتُ أَبَا مَسْعُودٍ بَالَ ، ثُمَّ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ.
19-حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ ، عَنْ أَبِي الْعُمَيْسِ ، عَنْ فُرَاتٍ ، قَالَ : رَأَيْتُ سَعِيدَ بْنَ جُبَيْرٍ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ وَالنَّعْلَيْنِ.
20-حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ حُبَابٍ ، عَنْ هِشَامِ بْنِ سَعْدٍ ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ ، أَنَّهُ مَسَحَ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ.
مَنْ قَالَ الْجَوْرَبَانِ بِمَنْزِلَةِ الْخُفَّيْنِ
21-حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ ، عَنْ عَطَاءٍ ، قَالَ الْمَسْحُ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ بِمَنْزِلَةِ الْمَسْحِ عَلَى الْخُفَّيْنِ.
22-حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُد ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ رَاشِدٍ ، قَالَ : سَأَلْتُُ نَافِعًا ، عَنِ الْمَسْحِ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ ، فَقَالَ : هُمَا بِمَنْزِلَةِ الْخُفَّيْنِ.
23-حَدَّثَنَا حَفْصٌ ، عَنْ عَمْرٍو ، عَنِ الْحَسَنِ ، قَالَ : كَانَ يَقُولُ الْجَوْرَبَانِ وَالنَّعْلاَنِ بِمَنْزِلَةِ الْخُفَّيْنِ وَكَانَ لاَ يَرَى أَنْ يَمْسَحَ عَلَى وَاحِدٍ مِنْهُمَا دُونَ صَاحِبِهِ.
24-حَدَّثَنَا وَكِيعٌ ، قَالَ : حَدَّثَنَا أَبُو جَعْفَرٍ الرَّازِيّ ، عَنْ يَحْيَى الْبَكَّاءِ ، قَالَ سَمِعْت ابْنَ عُمَرَ يَقُولُ الْمَسْحُ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ كَالْمَسْحِ عَلَى الْخُفَّيْنِ.


Sallallahu Teâla alâ Muhammedin ve alâ A'lihi ve Sahbihi ecmaîn.
VE'L- HAMDÜ Lİ'LLAHİ RABBİ'L ALEMİN


- - - -

Ali Rıza DEMİRCAN

Yolculukta uyguladığımız için tavsiye edeceğimiz görüşler


2- Kolaylık ilkelerinden yararlanılabilecek yolculuklarda başörtüsü ve çoraplar üzerine mesh yapılabilir ve namazlar kısaltılabilir.

a- Kadınlarımız, özellikle yolculukta, başörtülerini çıkaramayacakları yerlerde veya acil durumlarda abdest alırken ihtiyaten abdestli olarak taktıkları başörtüleri üzerine mesh yapabilirler. Çünkü Peygamberimizin eşi Ümmü Seleme annemiz baş örtüsü üzerine meshederlerdi. Bunun gibi abdestli olarak giydikleri çorapları üzerine de mesh yapabilirler. Pek tabiidir ki erkekler de çorapları üzerine mesh edebilirler. Ancak çoraplar deriyi gösterecek şekilde ince ve şeffafsa ayaklar çıplakmış gibi değerlendirilerek mesh yapılırken elin ıslaklığı deriye hissettirilmeli ve topuklar da mesh edilmelidir. Bu uygulama Mâide Sûresinin 6. âyetiyle de delillendirilebilir.


- - - -

- - - -
Alıntı:

KUR’AN’DA ABDEST VE AYAKLARI MESHETMEK


5Maide suresi/6-Siz ey inananlar! Namaz kılacağınız zaman yüzünüzü, dirseklere kadar kollarınızı yıkayın. Başınızı ve topuklara kadar ayaklarınızı meshedin. Eğer boy abdestini gerektiren bir halde iseniz kendinizi temizleyin. Ama eğer hasta iseniz yahut seyahatteyseniz yahut tuvaletten geldiyseniz yahut kadınla birlikte olmuşsanız ve su bulamıyorsanız, o zaman, temiz toprakle teyemmüm edin ve onunla yüzünüzü ve ellerinizi meshedin. Allah sizi zora koşmak istemez; ama sizi tertemiz kılmak ve nimetlerinin tamamını size bahşetmek ister ki şükredenlerden olasınız.
4Nisa suresi/43-Siz ey inananlar! Sarhoş iken namaz kılmaya kalkışmayın, ne dediğinizi bilinceye kadar (bekleyin); ve boy abdestini gerektiren bir durumda (iken de) yıkanıncaya kadar seyahatte olmanız (ve yıkanma imkanından yoksun bulunmanız) hali dışında- (namaza kalkışmayın). Ama eğer hasta iseniz veya seyahatteyseniz yahut tuvaletten geldiyseniz veya kadın ile birlikte olmuşsanız ve hiç su bulamıyorsanız, o zaman temiz toprakla teyemmüm edin, (onunla) yüzünüzü ve ellerinizi meshedin. Bilin ki Allah, gerçekten günahları temizleyendir, çok affedicidir.




TEFSİRLERDE AYAKLARI MESHETMEK-


DİYANET TEFSİRİ

“Abdest, -âyette de belirtildiği üzere- ibadet niyetiyle yüzü ve dirseklere ka­dar kolları yıkamak, başı meshetmek, ayaklan topuklara kadar yıkamaktan ibaret­tir. Abdest, “hadesten taharet” yani “görünmeyen fakat hükmen var olduğu kabul edilen bir kirlilikten temizlenmek” anlamına geldiği için farz olan temizlik yuka­rıda bildirilen azalan bir defa yıkamakla sağlanmış olur. İki veya üç defa yıkamak ve abdest organlarını ovmak sünnettir.
1. “Ayaklar” anlamına gelen “ercül” kelimesindeki “lâm” harfini üstünlü okuyup “yüzler” anlamına gelen “vücûh” üzerine atfedenlere göre ayakları yıka­mak farzdır. Meşhur dört mezhep mensuplarının anlayış ve uygulamaları böyledir. Mealde bu kıraat esas alınmıştır.
2. “Ercül” kelimesinin “lâm”ını esreli okuyup kelimeyi “Başlannızı mesne­din” cümlesindeki “başlar” anlamına gelen “ruûs” üzerine atfedenlere göre ayak­ları -yıkamak değil- meshetmek farzdır. İmâmî-şiîler bu kıraati benimsedikleri için ayaklan meshetmekle yetinirler. Bu takdirde âyetin meali şöyle olur: “Yüzle­rinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlannızı ve topuklara kadar ayakları­nızı mesnedin.”
İbn Abbas, Enes b. Mâlik gibi sahâbîlerin ve tabiîlerden bazılarının çıplak ayakları üzerine meshettiklerine dair rivayetler bu görüşü destekler mahiyettedir.Taberî’nin kanaati de bu doğrultu­dadır. Ona göre yüce Allah, teyemmümde yüzün tamamını toprakla meshedilmesini emrettiği gibi abdestte de ayakların tamamının su ile meshedilmesini emret­miştir.” (Diyanet Tefsiri-5/6 açıklaması.)




SÜLEYMAN ATEŞ TEFSİRİ

“İmam Taberî bu kıraati ve dolayısıyla bu anlamı tercih ettiği gibi Peygamberimizin dördüncü göbekten torunu olan İmam-ı Cafer-i Sadık mezhebinin mensupları da ayeti böyle anlamışlardır. Ayetin siyakından (bağlamından) da bu mana anlaşılıyor.
Yüce Allah, abdestte vücudun iki temel uzvunun yıkanmasını emretmiştir ki, bunlar yüz ve kollardır. İki uç uzvun da meshedilmesini emretmiştir ki bunlar da baş ve ayaklardır. Âyette; “..yıkayınız..” fiilinden sonra iki tümleç getirmiştir. Bunlar, yüz ve ellerdir. Demek ki yüz ve eller (dirseklerle birlikte) yıkanacaktır. “…meshediniz…” fiilinden sonra da iki tümleç getirmiştir. Bunlar da baş ile ayaklardır. Demek ki bunlar da meshedilecek uzuvlardır. Ayette bu manayı son derece güçlendiren ince bir nokta vardır. Kur’ân-ı Kerîm’de her kelime birbiriyle son derece uyumlu ve mütenâsibtir. Şimdi “..yıkayınız..” fiilinden sonra gelen iki tümleçten ilki nasıl bir tek uzvu, ikincisi ise iki uzvu (yani iki eli-kolu) gösteriyorsa, “meshediniz..” fiilinden sonra gelen iki tümleçten de birincisi bir tek uzvu (yani başı), ikincisi ise iki uzvu (yani ayakları) göstermektedir. Eğer, “ercül” (ayaklarınız) tümleci “vücûh” (yüzleriniz)’a atfedilmiş (bağlanmış) olsa, bu ahenk ve tenâsüb (uygunluk) bozulur ki bu, Kur’ân’ın bilinen mucizevî ahenk ve üslubuna aykırı olur… Yani abdestte yıkanması gereken uzuvların teyemmümde mesh edilmesi emredilmiş fakat abdestte mesh edilecek uzuvlar, meshten düşürülmüştür. Bu da ayakların, yıkama uzvu değil, mesih organı olduğunu kanıtlar.” (Süleyman Ateş Tefsiri, 5/6 açıklaması.)




TABERİ TEFSİRİ

“Hicaz ve Irak kurralarından diğer bir kısmı ise “erculikum” ifadesindeki harfini esre okumuşlardır Bunlara göre Allah teala bu ayet-i keri­me ile abdest alırken, başın ve ayakların meshedilmesini emretmiştir. Abdest alırken ayaklar yıkanmaz meshedilir.
Taberi diyor ki: “Bize göre ise asıl maksat, ayaklann tümünün su ile meshedilmesidir. Bu itibarla ayaklanın elleriyle veya ellerinin yerini tutacak her­hangi bir şeyle meshetmeksizin sadece onlara su dökmek veya onları suya so­kup çıkarmak yeterli değildir. Nitekim Tavus’tan, abdest alan kimsenin ayakla­rını sadece suya sokup çıkarması sorulunca “Ben bunun, maksada ulaşan bir amel olduğunu kabul etmem.” dediği rivayet edilmiştir. Buna mukabil ayakların yıkanmasını farz sayan Hasan-ı Basri’den, gemide abdest alan kimsenin, ayaklana nasıl yıkayacağı sorulduğunda onun: “Ayaklarını suya daldırıp çıkannasın-da bir mahzur yoktur.” dediği rivayet edilmiştir.
Taberi sözlerine devamle diyor ki: “Madem ki meshetmenin, organın tü­münü veya bir bölümünü meshetme olarak iki mânâsı vardır ve daha sonra zik­redeceğimiz deliller, Allah tealanın buradaki meshetmeden ayakların tümünün meshedilmesini kasdettiğini göstermektedir…




RAZİ TEFSİRİ

“Ayakların Yıkanması Ve Meshedilmesi: Şirke uzanabilecek bir olayda şakaya da izin yok diye düşünüyorum Alimler, ayakların meshedileceği “veya yıkanacağı hususunda ihtilâf etmişlerdir: Kaffâl, bu âyetin tefsiri hususunda İbn Abbas, Enes İbn Mâlik, İkrime, Şa’bî ve Ebû Cafer Muhammed İbn Ali el-Bakır’dan ayakları meshetmenin farz olduğu hükmünü nakletmiştir ki bu, Şia’nın İmâmiyye kolunun mezhebidir. Fukahâ ve müfessirlerin cumhuru ayakların yıkanmasının farz olduğunu söylemişlerdir. Dâvûd el-İsfehani, hem yıkamanın hem de meshetmenin farz olduğunu söylemiştir ki bu görüş, Zeydiyye imamlarından en-Nasır Lilhakk in görüşüdür.
Hasan el-Basrî ve Muhammed İbn Cerîr et-Taberî ise, mükellefin (kulun), yıkama ile meshetme arasında muhayyer bırakıldığını söylemişlerdir…
Bu sabit olduğu zaman biz deriz ki, Hak Teâlâ’nın “ayaklarınızı” ifâdesinde, nasbin âmilinin “meshediniz” emri olabileceği gibi, bu âmilin “yıkayınız” emri de olabileceği ortaya çıkmıştır. Ancak ne var ki, bir mamul üzerinde iki âmil amel etmeye kalkışınca, o mamule daha yakın olanı amel ettirmek evlâ olur. Binâenaleyh Cenâb-ı Hakk’ın, sözündeki nasbin âmilinin, “meshediniz” emri olması gerekir. Binâenaleyh, lamın nasbıyla “le” şeklinde okumanın da ayaklar üzerine meshetmeyi gerektirdiği sabit olmuş olur. İşte bu, ayakları meshetmenin farz olduğu hususunda âyetle yapılan istidlalin izah şeklidir. Sonra, bu görüşte olanlar sözlerine devamla şöyle demişlerdir: Hadislere dayanarak, bu hususu savuşturmak da caiz değildir. Çünkü bu haberlerin tamamı, âhad haberlerdir. Halbuki âhad haberlerle Kur’ân’ın neshi caiz değildir.” (Razi Tefsiri, 5/6 açıklaması)




ABDESTTE AYAKLARI YIKAMAK VEYA MESHETMEK-Süleyman Ateş

“Çorap, başörtüsü, sarık ve fes üzerine meshedilerek abdest alı­nabilir. Abdeste meshedilecek organın hâline (üstünde bulunan giysi ve sargıya) da meshedilir ama yıkama uzvunun hâiline meshedilemez, hâil çözülüp organın yıkanması gerekir. Bundan dolayı başa sarılan sarık, ayağa giyilen çorap veya mest üzerine meshedilebilir.” (Süleyman Ateş, Kur’an Ansiklopedisi, SUÂLLER-CEVAPLAR maddesi)
“Bu farzların ikisi yıkama, ikisi de mesihtir. Maide 6′ncı ayetin açık hükmüne göre yüz ve kollar yıkanır, baş ve ayaklar meshedilir. Peygamber ailesi böyle yapmış, Peygamber’e yıllarca hizmet etmiş olan Enes ibn Malik böyle olduğunu söylemiş. Ayakları yıkama uygulamasının Emeviler tarafından yerleştirildiğinde kuşku görmüyorum.
Baş ve ayaklar yıkama uzvu değil, mesih uzvudur. Mesih uzvunun üstünde bir giysi varsa onu çözmeden üstüne meshedilebilir. Bu giysinin kalınlığı, inceliği söz konusu değildir. O su geçirmeme, 5 kilometre yürüme gibi şartlar bazı fıkıhçıların uydurmalarından başka bir şey değildir.” (Süleyman Ateş -Vatan Gazetesi -12/3/2004)
Maide Suresi’nin 6′ncı ayetinde abdest alırken başın ve ayakların yıkanması değil, meshedilmesi emredilmektedir. Maalesef Kur’ân-ı Kerim meallerinin büyük çoğunluğunda abdest ayetinin manası, geleneğe göre çarpıtılmıştır. Ayetin doğru manası şöyledir:
“Ey inananlar, namaza dur(mak iste)diğiniz zaman yıkayınız: yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi; meshediniz: başlarınızı ve aşıklara kadar ayaklarınızı. Eğer cünüpseniz tam temizlenin. Hasta, yahut yolcu iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse, ya da kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız temiz toprağa teyemmüm ediniz; ondan yüzlerinize ve ellerinize sürünüz. Allah size güçlük çıkarmak istemiyor fakat sizi temizlemek ve size olan nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredesiniz.”(Süleyman Ateş -Vatan Gazetesi -12/5/2003)
Sığmadı devamı...

Alıntı:
HADİSLERDE ABDEST ALIRKEN AYAKLARI MESHETMEK
Ayakları meshetmek: 3599-”Resûlullah’ın nasıl abdest aldığını size göstermemi ister misiniz?” İçinde su olan bir kab istedi, sağ eliyle bir avuç su aldı, mazmaza ve istinşak yaptı, sonra bir avuç daha aldı, bununla iki elini birleştirip (iki eliyle) yüzünü yıkadı. Sonra bir avuç daha aldı bununla sağ elini yıkadı. Sonra bir avuç da aldı, bununla sol elini yıkadı. Sonra bir avuç su daha aldı, sonra elini çırptı, sonra başını ve kulaklarını meshetti. Sonra bir kabza su daha aldı sağ ayağının üzerine serpti, ayağında nalın olduğu halde, sonra onu iki eliyle meshetti, elin biri ayağın üstünde, diğeri de nalının altında. Sonra aynı şeyi sol ayağa yaptı.” Buhari, Vudü 7; Ebu Dâvud, Tahâret 52, (137); Nesâi, Tahâret 84, 85, (1, 73, 74).
3697-”Resûlullah ihtiyacı için (araziye) çıkardı. Ben de O’na su taşırdım. (Kaza-yı hâcet yapınca) abdest alırdı. Bu sırada sarığı ve “bot” ları üzerine meshederdi.” Müslim, Tahâret 84; Ebu Dâvud, Tahâret 59; Tirmizi, Tahâret 75.
3702-”Resûlullah abdest aldı ve çoraplarının ve ayakkabılarının üzerine meshetti. Ebu Dâvud, Tahâret 61; Tirmizi, Tahâret.
3606-…Bir ara Resûlullah bizden geride kaldı sonra tekrar kavuştu. Bu sırada namaz vakti girmişti. Bizler de abdest alıyor, ayaklarımıza meshediyorduk. (Resûlullah ) yüksek sesle nida etti: “Ökçelerin ateşte vay hâline!” Bunu iki veya üç kere tekrarladı.” Buhari, İlm 3, 30, Vudü 27, 29; Müslim, Taharet 25-28; Muvatta, Taharet 5; Ebu Dâvud, Tahâret 46.
3699-Cerir, abdest alıp mestleri üzerine meshedince, kendisine: “Mest üzerine mesh mi yapıyorsun” diye sormuşlardır. O da: “Evet demiştir, ben Resûlullah’ı gördüm. Bevletti sonra abdest aldı. (Sıra ayaklarına gelince, yıkamayıp) mestlerinin üzerine meshetti’’ dedi. Buhari, Salât 25; Müslim, Tahâret 73, (272); Tirmizi, Tahâret 70, (93); Nesâi, Tahâret 96, (

- - - -

Hiç yorum yok: