
Sızıyı gideren su.
Suyun sızladığını kimseler bilmez.
BİR YUSUF MASALI: YEDİNCİ BAB SUYUN SIZLADIĞIDIR
abdest - gusül - teyemmüm - abdestin anlamı - abdestin manası - abdest nedir - abdest almak - abdest nasıl alınır




Abdest, namaza maddî ve manevî anlamda hazırlıktır
Hz. Peygamber, namazın fazileti ile ilgili teşbihlerinde, “Sizden birinizin evinin önünden bir nehir aksa ve o nehirden günde beş defa yıkansa kir kalır mı?” buyurunca ashâp:
-Hayır Ya Rasûlallah! diye karşılık vermişler. Bunun üzerine Peygamberimiz, “İşte beş vakit namaz da böyledir insanlardaki günahı giderir.’’ buyurur. (Tirmîzî, Emsâl, 3)
Bu anlamı ortaya koyan bir tarzda İsmail Hakkı Bursevi’ye göre, “Vudû masivadan infisâl, salat Hakk’la ittisaldir”.
Bursevi’ye göre abdest alış, Allah dışındaki her şeyden, boş ve manasız olan her durum ve olaydan ayrılış; namaz ise Yaratıcı’ya kavuşma, O’nun güzel isim ve sıfatlarıyla vasıflanarak O’nunla bütünleşme anlamını taşımaktadır.
Demek ki namaza ön hazırlık niteliğindeki abdest, beden temizliği gibi manevi arınmanın ve karakter gelişiminin de bir anahtarıdır. “Zahirdeki beden temizliğinin sır ve ruh temizliğine uygun olması lazım gelmektedir.
Yani abdest alınırken
el yıkandığı zaman, kalbin de dünya sevgisinden yıkanması gerekmektedir.
Ağza su konulduğu zaman o ağzın Allah dışındaki her sözün zikrinden temizlenmesi gerekmektedir.
İnşikak yapıldığı zaman, abdest alan kişinin alışık olduğu ve kalbî bağ kurduğu şeylerin tümünden yüz çevirmesi ve Hakk’a yönelmesi icap eder.
Kolunu yıkadığı zaman, bütün nasip ve hazlardan tasarrufunu kesmesi gerekir.
Başını mesh ettiği zaman işlerini Hakk’a teslim etmesi lazımdır.
Ayağını yıkayınca her iki temizliğin de meydana gelmesi için Allah’ın emretmiş olduğu Hakk’ın izni dışında bir yerde ikamet etmemesi icap eder.
İnsan
ağzını yıkadığı zaman ağzını boş ve kötü sözlerden korumalı,
burnunu yıkadığı zaman Cennet’in ruhanî ufuklarına gönlünü açmalı,
yüzünü yıkadığı zaman yüzünü cemâlullaha çevirmeli,
kollarını yıkadığı zaman ellerini ve kollarını insanlığın istifadesine sunabileceği ölümsüz eserlere ulaşmak için kullanabilmeli,
kulaklarını yıkarken onları hakikatleri işitmek üzere Kur’an ve hadisin güzel sesini ve davetini işitmeye adayabilmeli,
başına mesh verirken zihnini kötü düşüncelerden gönlünü kötü duygulardan arındırabilmeli,
ayaklarını da Rabb’in razı olacağı istikamet yoluna yönlendirebilmelidir.
Abdestle manevi arınmayı hisseden gönül, namazla bu arınışı her haliyle yaşar. Manevi arınma karakter gelişiminin özüdür.
Abdestin Duaları
Abdeste ait önceki alimlerden zamanımıza kadar gelmiş dualar vardır. Her abdest uzvu yıkanırken onunla ilgili uygun bir dua okunur.
Bunlar okunmasa da, yine abdest tamam olur; fakat okunmaları iyidir. Şöyle ki:
Abdest alacak kimse,
abdeste başlarken:
"Eûzü ve Besmeİe" çektikten sonra:
"Yüce Allah'a hamd olsun ki, suyu temizleyici ve İslâmı nur yapmıştır" der.
Ağzına su alırken:
"Allah'ım! Peygamberinin Kevser Havuzundan bana öyle bir kâse içir ki, ondan sonra asla susamayayım" der.
Burnuna su verirken:
"Allah'ım! Beni nimetlerinin ve cennetlerinin güzel kokularından mahrum etme" der.
Yüzünü yıkarken:
"Allah'ım! Bazı yüzlerin aklanacağı ve bazı yüzlerin kararacağı günde benim yüzümü ak yap" der.
Sağ kolunu yıkarken:
"Allah'ım! Kitabımı sağ elime ver ve benim hesabımı kolay yap" der.
Sol kolunu yıkırken:
"Allah'ım! Benim kitabımı soldan ve arka tarafımdan verme ve beni zor bir hesaba çekme" der.
Başını meshederken:
"Allah'ım! Beni rahmetinin içine koy, üzerime de bereketlerinden indir"der.
Kulaklarını meshederken:
"Allah'ım! Beni, hak sözü işitip dc onun en güzeline uyanlardan yap"der.
Boynunu meshederken:
"Allah'ım! Bedenimi cehennem ateşinden azad et" der.
Ayaklarını yıkarken:
"Allah'ım! Birtakım ayakların kayacağı günde, ayaklarımı Sırat köprüsü üzerinde sabit kıl" der.
ESMA SAYIN EKERİM
Şimdi bu hikmetleri inceleyelim:
Abdest, bir ibâdet disiplini içinde 14 asır önce temizliğin temel kavramlarını erişilmesi imkansız bir biçimde getiren Kur'an mucizesidir. Ancak abdestin getirdiği sağlık mucizeleri temizlikten ibaret değildir. Akıllara durgunluk verecek bin bir biyolojik sır abdestte gizlidir. Ben bu hikmetleri üç gurupta özetleyeceğim:
Kalp
İşte 14 asır önce İslamiyet, suyun altın olduğu bir noktadan (Arabistan) arza intişar ederken, abdesti bu akıl almaz hikmeti için getirmiştir.
Bu tarz sular iyonizosyonunu kaybettiğinden elektron boşaltma kabiliyetini yitirir.
Nefs, bu manevî cereyan karşısında tamamen arınmış, özellikle yüz, ağız, burun, ağız, kulak yıkanması ile hannâs kapısı kapanmıştır. Eller ve ayaklar yıkanırken, onların mahşerde şahâdet edeceklerini nefs hatırlayarak, tam mânasıyla teslim olur, gurur ve ihtirastan arınır. Şu sayede Fâtiha sırrına hazır hale gelir.
Onk. Dr.
Siz hiç gözyaşı ile abdest aldınızmı?
Sizce de gözyaşı ile alınan abdest en iyi abdest değilmidir?
Gözünüzü, yüzünüzü, ellerinizi, ruhunuzu gözyaşınızla yıkadınızmı?
Gözyaşı ile aldığınız abdest Allahın en büyük lütfudur.
Ağlamak , günahlara ağlamak Allahın size abdest aldırmasıdır, kıymetini bilin.
Eğer pişmanlıkla günahlara ağlayabiliyorsak, büyük ihtimal tevbemiz kabul edilmiştir
Edilmiştir de, Rabbimiz bize gözyaşını lütfetmiştir.
İşte gerçek temizlik budur,
Size bilmediğiniz bir yerlerden rahmetin indirilmesidir gözyaşı
Ruhunuza rahmet yağmurunun yağıpta tertemiz kılmasıdır
Allahın öğrettiği gibi, murad ettiği gibi, abdestinizi alın
Allahın sizi yıkadığı halde kalın, Allahın boyası üzerinizde kalsın.
Allahın boyası, kimin boyası Allahın boyasından güzel olabilir ki?
Abdest diriliştir, durulanıştır, yeniden ayağa kalkıştır, sözveriştir
Her abdest yemindir,her abdest sözveriş, her abdest arınış
Her namaz duadır,her namaz yardım dileyiş,her namaz yalvarış
ETKİN Z.
Abdestin amacı
Abdest âyetinde Yüce Rabbimiz “Allah size güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek istiyor.” buyurarak abdest ve teyemmümdeki esas amacı açıklıyor.
Abdest âyetindeki mesh etmek ve su bulunmadığı takdirde Teyemmüm etmek emirlerinden de anlıyoruz ki abdestteki amaç doğal kirleri gidermek değildir.
Zira meshetmekle ve de teyemmüm ile maddi kirler temizlenmez.
O nedenle abdest âyetindeki esas mesaj, bu sembolik hareketlerle zihni toparlamak, huşuû sağlamaktır.
Böylece yüce huzura maddi ve manevi kirlerden arınmış bir halde varmaktır.
Abdest, namaz ibadeti için önemli bir hazırlıktır.
Kişi en yüce makam olan Allah’ın huzuruna çıkacaktır,O’na kulluğunu, duasını, yakarışını ve aczini sunacaktır.
Namaz kılmak, bu yüce huzura çıkış, namaz kılınan yer de bu yüce makamın, dünyadaki sembolik yeridir. (Dünyada ve uzayda, kısacası evrenin her noktasında, temiz olması kaydıyla namaz kılınabilir.) Aciz kul ile Aziz olan Allah’ın sembolik buluşması olan bu kulluk görevi hazırlıksız, rastgele olamaz.
Abdest alırken yıkanan organlar, manevi necasetten (hadesetten de) temizlenmiş sayılır. Abdest organları yıkanırken o organların işlemiş olduğu günah kirleri yıkanır ve bu organlar bir daha günah kiri ile kirletilmemeye azmedilir (tevbedir aslında bu).
Abdest manevi kirleri nasıl temizler?
Kul bütün hayırlı işlerine “besmele” ile başladığı gibi abdeste de “besmele” ile başlar.
Yapacağı ibadetin Allah için olduğuna besmeleyi söyleyerek niyet eder.
Suyu temizleyici ve İslam’ı bir nur yapan Allah’a hamdeder. Allah’tan dünya ve ahirette açlık ve susuzlukla kendisini terbiye etmemesi için dilekte bulunur.
Abdest alış:
Ellerini yıkarken:
Kul, kıyamet günü ağızlara mühür vurulacağını ve ellerin kişi aleyhine şahitlik yapacağını düşünür.
Ya Sin suresi âyet 65:
“İşte o gün, ağızlarını mühürleyeceğiz. Buna karşın bizimle elleri konuşacak, ve ayakları da yaptıklarına tanıklık edecek.”
İyi bir müslümanın eliyle ve diliyle kimseye zarar veremeyeceğini düşünüp kendisinin öyle olup olmadığını gözden geçirir. Elleriyle yapmış olduğu günahları hatırlar. Gönülden pişmanlık duyar. Onları yıkayıp attığını düşünür. Kendi organlarını kendi aleyhinde şahit tutmamaya azmeder. Ve bu konuda Yüce Rabbinden yardım ister.
Ağzına su verirken:
Kul, âhirette ağızların mühürlenip ellerin insanın aleyhine tanıklık etmesini yeniden hatırlar. İnsana iki dudak verilmesinin hikmetini düşünür.
Beled suresi âyet 8, 9:
“Biz, ona göz vermedik mi,Bir dil ve iki dudak?”
Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isteyenlerin ne denli büyük bir cürüm işlediklerini aklına getirir ve onlara fırsat vermemeye niyet eder. Sonra da ağıza ve onun sahip olduğu dile görevlerini hatırlatır. Allah’tan doğru söyleyen bir dile sahip olmayı ister.
Meryem suresi âyet 50:
“Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk ve onları, gerçeğin yüce bir dili yaptık.”
Burnuna su alırken:
Cehennem kokularından Allah’a sığınır. Cennet nimetlerinin güzel kokularının koklatılması isteğini Yüce Rabbine iletir.
Yüzünü yıkarken:
Ali Imran suresi âyet 106.
“O gün kimi yüzler ağaracak, kimileri de kararacaktır. Yüzleri kararanlara şöyle denecektir: “Siz inandıktan sonra yeniden inkarcılığa mı döndünüz? Öyleyse, inkarınızdan dolayı tadın cezayı!”
Abese suresi âyet 40, 41:
“Yine, o gün, yüzler olacak, toprağa bulanmış,tozla kaplanmış.”
Ğaşiye suresi âyet 8, 9:
“O gün, yüzler olacak, sevinçli,yaptıklarından hoşnut.”
En’âm suresi âyet 79:
“İçtenlikle, evet, yüzümü, gökleri ve yeri Yaratan’a çevirdim. Ve ortak koşanlardan değilim.”
Kul, Kur’ân’daki bu mesajlarını aldığını ve kendi yüzünün kararmaması ve tozlanmaması; daima, yüzünün ak ve nurlu olması için Allah’a yalvarır.
Sağ kolunu yıkarken:
Aşağıdaki âyetleri hatırlar ve âhirette kitabı sağından ve önünden verilecek kimseleri düşünür.
İnşikak suresi âyet 7-9:
“Sonra, amel defteri sağ eline verilecek kimseye gelince,o zaman, kolay bir hesapla hesaba çekilecek, ve evine sevinçle dönecek.”
Vakıa suresi âyet 90, 91:
“Ve eğer sağın adamlarından ise, o zaman “Selam sana, sağın adamlarından olan!” ”
Ve “Ya Rabbî! Kitabımı sağımdan ver ve hesabımı kolay eyle!” diye niyazda bulunur.
Sol kolunu yıkarken:
Bu aşamada da aşağıdaki âyetleri hatırlar.
İnşikak suresi âyet 10-13:
“Ve amel defteri, kendisine arkasından verilecek kimseye gelince,o zaman o, yok olmayı dileyecek, ve Sair-cehenneme düşecek! Evet, o, dünyada, ailesi arasında zevk içindeydi,”
Vakıa suresi âyet 41-49:
“Solun adamları, kimdir o solun adamları? Onlar, öldürücü bir sıcak esinti ve kaynar su içindedirler, Ve sıcak bir dumanın gölgesinde,serinliği ve hoşluğu olmayan…. Onlar bundan önce, konfor içinde bulunuyorlardı. Ve büyük günahta direnir dururlardı. Ve şöyle derlerdi: “Ne! Öldüğümüzde ve toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı? Ne! Yeniden dirilecek miyiz? “En önceki atalarımız mı?… De ki: “Evet, öncekiler de sonrakiler de, Belli bir Gün’ün belirli bir zamanında toplanacaklar.” ”
Kul kitabı sol ve arka taraftan verilecek kimseleri aklına getirir ve ürperir. Sonra da “Ya Rabbî! Kitabımın solumdan ve arkamdan verilmesinden sana sığınırım” diyerek dua eder.
Başını mesh ederken:
Şu âyetler onu ürpertir.
Secde suresi âyet 12:
“Rabb’lerinin huzurunda, başlarını öne eğmiş olarak, “Rabb’imiz! Gördük ve duyduk; öyleyse, bizi geri gönder ki, iyi iş yapalım; evet, kesin inanıyoruz!” derlerken, suçluları bir görseydin!”
Bu sırada da Allah’tan bağışlanma ve bereket diler. Kıyamet günü Rabbinin huzurunda utançtan başlarını yere eğmiş ve “Ya Rabbî! Şimdi gördük ve işittik ki ahiret hayatı hakmış. Bizi tekrar dünyaya gönder sana kulluk yapalım” diyen suçlulardan olmamaya karar verir.
Ayaklarını yıkarken:
Şu âyeti hatırlar.
Rahman suresi âyet 41:
“Suçlular yüzlerinden tanınacaklar. O halde alınlarından ve ayaklarından yakalanacaklar.”
Günahkârların mahşer gününde alınlarından ve topuklarından yakalanacak olmaları, onu akıllı olmaya sevk eder. Onlardan olmaktan Allah’a sığınır. Ve “Ey Allahım! Bütün ayakların kaydığı kıyamet gününde ayaklarımı sağlam eyle!”, “Ya Rabbî! Çalışmamın karşılığını ver, günahlarımı bağışla, bana boşa gitmeyecek bir ticaret nasip eyle!”der.
Abdestini bitirince:
“Ya Rabbî! Senin huzuruna geliyorum. Huzuruna durup sana yalvaracağım. Ellerimle, kullarımla, başımdaki tüm organlarımla, aklımla, ayaklarımla sana karşı yapmış olduğum tüm kusurlarımı, günahlarımı bağışla! Beni tevbe edenlerden ve temizlenenlerden eyle! Senin huzurunda tertemiz bir halde bulunayım!” şeklinde Allah’tan istekte bulunur.
Dikkat!
Bu işlemler ve istekler tamamen bilinçli olmalıdır. Kul, duasını anlayacağı dilden ve gönlünden yapmalıdır. Ağzından çıkanı kulağıda, kalbide, dimağıda duymalı/anlamalı ve Allah’tan ne istediğini bilmelidir. Bilinçsizce yapılan istekler anlamsızdır. Hem de yerli yerine uygun düşmez. El için yapılacak dua ayak için, yüz için yapılacak dua da el için yapılabilir.
Hem hafızada iyi kalması hem de konunun iyi anlaşılması için Celalettin
Rumî’nin Mesnevi’sinden bir fıkraya yer veriyorum:
Taklitçi, bilinçsiz birisi tuvalet ve abdest dualarını Arapça olarak ezberlemiş ve tuvalete gittiğinde, tuvaletten çıktığında ve abdest alırken alışkanlık etmiş, bu duaları okurmuş. Anlamlarını bilmediğinden de karıştırıyormuş. Yani el için okunacak duayı ayak için, ayak için okunacak duayı da baş için okurmuş. Yine bir keresinde şehrin camisinin tuvaletinde ihtiyacını giderip caminin şadırvanında abdest alıyormuş. Anlamlarını bilmediğinden yine ifadeleri karıştırmış. Ağzını yıkarken, tuvalette okuyacağı,(Elhamdülillahillezi ezhebe annil eza ve âfânî: benden sıkıntıyı gideren ve bana afiyet veren Allah’a hamdolsun!) duasını okumuş. Çevresinde bu duanın anlamını bilenler, duymuşlar ve buna gülmüşler. Gülüşmeleri duyan adam, alınmış ve onlara:
_ Hayrola beyler, yoksa duayı yanlış mı okudum? demiş. Onlar da:
_ Hayır, amca dua yanlış değil, delik yanlış! demişler.
lafın özü duada ne dediğini bilmeli insan
Bu fıkra aslında bizim sadece abdestimiz için değil, namazımız, orucumuz hele hele haccımız için de çok uygun düşer. Biz, basmakalıp DUA OKUMAYALIM, dua edelim, bilinçli olarak isteklerde bulunalım. Kalıplaşmış duaları okumak, başkasının, içinden gelen duygularla, tamamen kendisine özgü duygu, düşünce ve arzularını yansıtan bir şiirini, bizim okumamıza benzer. Hem de bilmediğimiz bir dil ile. Bu gülünç olur. Biz kendi duygu ve düşüncelerimizi, arzu ve isteklerimizi kendi dilimizle, gönlümüzle dile getirelim. Yüce Rabbimizden isteyelim.
İslam’ın özündeki gibi uygulanmış bir abdest ve gusul en güzel beden temizliğidir. Abdest almakla insan, dışarı ile temas eden organlarını yıkar, böylece bir çok mikrobun vücuda yerleşmesini önlemiş olur. Abdest, başlı başına bir maddi temizlik olması ve bir çok tıbbi faydalar taşıması yanında, temelde bir manevi temizlik ve arınma vasıtasıdır da. Abdestin imanın yarısı olduğunu, abdest alırken yıkanan uzuvlardan günahların döküldüğünü, kıyamet gününde müslümanların abdestin eseriyle yüzleri, el ve ayakları parlak olduğu halde çağrılacaklarını ifade eden hadisler vardır.
Abdestin, fıkıh ıstılahında, maddi kirliliği değil de manevi kirliliği ifade eden Hades’ten temizleme sayılması onun bu özelliğini gösterir.
Kur’ân’ın ve Peygamber Efendimizin temizlik ve arınmayla ilgili emir ve tavsiyeleri yanında, dinimizde en önemli ibadet olan ve günün belli vakitlerinde eda edilen namazın bir ön şartı olarak farz kılınan abdest, bu yönüyle, müslümanların her zaman maddi ve manevi temizlik içinde bulunmalarını düzenli bir biçimde sağlayan bir temel ibadettir. Vucudun dış etkenlere daha açık ve dolayısıyla kirlenme ihtimali daha çok olan yerlerinin sık sık yıkanmasının temizlik ve sağlık açısından temin edeceği faydalar, izaha ihtiyaç duyurmayacak kadar çoktur. Bunların yanında abdestin insan sağlığı bakımından temin edeceği diğer maddi faydaların bazıları şöyle sıralanabilir:
Vucut doku ve hücrelerinin iyi beslenebilmesi için kan dolaşımını sağlayan damarların tabii esnekliklerinin korunmasında ve damar sertlikleri ile tıkanmalarının önlenmesinde abdestin rolü büyüktür. Vucutla farklı ısıdaki suyun deriye temas etmesiyle damarlar açılıp kapanarak esneklik kazanır. Damarlarda daralma ve tıkanmaya yol açan vucut dokularındaki birikmiş artık maddelerin daha çok el, ayak ve yüz bölgelerinde bulunduğu göz önüne alınırsa, abdest alırken, yıkanmak üzere bu organların seçilmesindeki hikmet daha iyi anlaşılır. Ağız, burun ve boynun iki yanının su ile teması da özellikle beyinde kan dolaşımının güçlenmesi bakımından çok faydalıdır. Bunun gibi vucudun temel korunma sistemi olan lenf dolaşımını sağlayan ve vucuda giren mikroplara karşı koyarak onlarla savaşan beyaz kan hücrelerini (lenfosit), dokuların en ücra köşelerine ulaştıran lenf damarlarının düzenli çalışmasında da abdestin büyük rolü vardır. Abdestte el ve ayakların yıkanması, vucut merkezine uzak bölgelerdeki lenf damarlarının dolaşım hızını artırdığı gibi, lenf sisteminin en önemli bölgeleri olan yüz, boğaz ve burnun yıkanması da bu sisteme önemli bir mesaj ve güç kaynağı olur. Diğer taraftan, insan vucudunda bütün hücrelerin çevresinde belli bir oranda bulunan ve vucut bütününde normal durumda hissedilmeyecek derecede denge arzeden statik bir elektrik vardır. Havada dolaşan elektriklenme, özellikle zamanımızda yaygın olarak kullanılan plastikten yapılmış giyim eşyaları, taşıt araçları vb. şeyler vucudun dış yüzünden aşırı elektron artışına sebep olur. Bu durum, sinir sistemi üzerinde ciddi rahatsızlıklar doğuracağı gibi, deri altındaki minik kasların yorulması ve esnekliğini kaybetmesi sebebiyle yüzde ve diğer yerlerde kırışıklıklar ve sarkmalara da yol açar.Vucuttaki statik elektriğin fazlasını atmanın yollarından birisi de su ile yıkanmak veya toprağa temas etmektir. Bu ise abdest ile teyemmümün vucudun elektrostatik dengesini korumadaki rol ve önemine işaret bakımından yeterlidir. (Bu hususlar ile ilgili Merhum Haluk Nurbaki’nin “Kur’ân Mucizeleri” kitabından, daha fazla bilgi alınabilir. Tavsiye ederim.)
Fiziksel ve zihinsel olarak arındıysak, buyurun Divân’a!… Buyurun Kıyam’a!…
Buyurun namaza!…..